Yaşadığı çevrenin atmosferi ile siyasi camianın atmosferinin birbirinden ayrı iklimlere sahip oluşu, ister istemez ona ikinci bir kişiliği diretiyordu. İkinci kişilik Menderes'i otokontrol zafiyetine uğratıyordu. Misal, Irak darbesi bile benliğini sanki bir kelebek etkisi gibi sarsıyordu.
Geriye baktığında ihmale uğramış, unutulmuş herşeyi hatırında canlandırıyor, eksiklerini görüyor ve vicdanen şahsını sorguya çekiyordu. Duyguları, mahkeme salonunda dinlenen tanık kılığında, yaşamı ise yargılanan sanık konumundaydı. Netice itibariyle sanık sandalyesinde öylece oturuyor; oturduğu yerden alınan mahkumiyet veya beraat kararına boyun eğiyordu.