Sen, yasayan ölü nedir bilir misin, sevgili?
Yasayan ölü olmak, yeni dogmus bir bebegin cami avlusuna terk edilisine benzer. Ne yasamaya ne ölmeye gücü yeter.
Ve net olarak anladim ki, bu dunyada her sey bir kez yasanir ve bitermis. Ben takilip kalma egiliminde oldugumdan, yasadigimiz guzel seylerde kalmisim.
Ve takilip kaldigim surece yeni ve guzel zamanlara sans tanimamisim.
Sen, ben ve yasadiklarimiz, gecmis. Artik ikimize de gecmis olsun.
“Ben bu dunyaya yasamaya yada ölmeye geldim ama bu zamana kadar, ne yasayabildim ne de ölebildim,” dedi. Ya “umut...” dedim.
“Umut hep var, ama ben umutlarima bir insani dahil etmemeyi ögrendim,” dedi.
Tekrar tekrar hatirlamali ki topraga giderken bir corap bile yasak... Ciplak dogduk, ciplak gidecegiz. Aglayarak geldigimiz bu dünyayi, bilinmezlige yolculugun korkusuyla terk edecegiz.
En zenginimiz, ondan daha az zenginimiz, orta zenginimiz...
Cok yoksulumuz, az yoksulumuz, yoksulumuz...
Tümünüz cikarin elbiselerinizi girin dusa, sonra da ciplak dizilin yan yana. Bu resme baksin herkes, aranizdaki farki bulsun! Sanirim hicbir fark görülmeyecek.