Muğla Üniversitesi Radyo-TV mezunuyum. Muğla medyasında aktif çalıştım, Muğlada Green Box’ı yaygınlaştırdım ve Muğlada After Effects’in ders programına girmesinde rol aldım. Muğla’nın ilk web TV’sini kurdum.
İnsan bazen yaşamak için büyük sebaplere değil, Küçük bir tada tutunur.
İşte bu hikayede tam bu noktaya değiniyor. Herkesin kendi hayatında bir noktada sessizce yaşadığı, adı konması zor bir an.
Bazı kitaplara yorum yapılmaz çünkü şaheserler, Buda o kitaplardan biri. Tanrı ve İnsan ilişkisi anlatan bir kitap. Şiirsel anlatım, Felsefi ağır bir kitap. Beğendim.
Kitabı iki kere okudum. Bir keresinde yabancı gözüyle.Anladığınız yabancı olmamdan kaynaklandı bir şey anlayamadım. Biraz zor oldu benim için. verdim bir arkadaşım okudu özet geçince ve ben tekrar okuyunca kavradım.
3 farklı hikaye var uzay kurmacası, kendi kadınlığını keşf eden genç kız ve kendini keşf eden genç erkek. En sonunda da bu üç hikayenin kurgusu.
Cinsel içerikli bir kitap. Bence orta yaşlardan ziyade gençler okumalılar onların hayatına daha çok uygun eğer genç yaşta bir şeyler öğreneme çabasındalarsa.
Kitap 90lı yıllarda yazılmış. Günümüz şartlarında tekrar baskısı yapılıp yeni yayım yapılır mı bilmem.
Sevgili Kenan ağbeyim ile bu kitabın belgeselini çalışma fırsatı buldum. Çok emeği var bu kitapda. Yakından şahit oldum.
Eline emeğine sağlık Kenan Gürbüz ağabeyim.
Resmen film izliyor gibi okudum. Tam bir Amerikan filmi havası: FBI, ulusal güvenlik, yeni bir uygulama icadı, İranlı bilim adamlarının, İstanbul Mısır Çarşısı’ndaki Mehmet Efendi Kahvecisi’nin önünde öldürülmesi, Rus mafyası, abi-kardeş ilişkisi… Ama en çok damga vuran kısım Sarah ile Ben’in aşkı oldu. Gerçekten hoşuma gitti, keyifle okudum.
Yalnız, bazı bölümlerde İran hakkında verilen bilgiler yanlıştı. Örneğin, kitap İran İslam Devrimi sonrası dönemi anlatıyor ama İran’ın ulusal güvenlik biriminin adı hala “SAVAK” olarak geçiyor. Oysa bu, Şah dönemine ait bir birimdir. Devrimden sonra bu kurumun adı “Ettelaat” olarak değişmiştir ve kitapta bu detay verilmemiş.
Ayrıca İran Konsolosluğu’ndan hiç bahsedilmemiş. Okur olarak “Bu adamlar neden Sultanahmet’te bir otelde kalıyor?” diye düşünüyorsunuz. Oysa cevabı çok basit: İran Konsolosluğu Sultanahmet’e oldukça yakın, Cağaloğlu Caddesi üzerindedir ve o adamlar sürekli orada Devlet adamlarıyla toplantılara gidiyor olabilirlerdi. Bu detay da kaçmış...
Genel olarak güzel ve beğendiğim bir kitaptı.
Bu kitabı bana zor koşullar altında ulaştıran ve hiç teşekkür etme fırsatı bulamadığım bir arkadaşa buradan içtenlikle teşekkür ederim.