İsrâiliyat bâbında anlatılan bir hikâyede şöyle anlatılır: Âlimin birisi ihdas ettiği bidatla insanları doğru yoldan saptırıyordu. Sonra tövbe etti. Bunun üzerine yüce Allah o halkın peygamberine şöyle bir vahiy gönderdi: "O âlime de ki, işlediğin günah benimle senin aranda olsaydı onu muhakkak bağışlardım. Ancak kullarımın içinden saptırıp da cehenneme soktukların ne olacak?"
İbni Abbâs radıyallâhu anh şöyle söylemiştir: "Ey günahkâr, sakın günahının kötü akıbetinden emin olma! Günahı takip eden şey, onu yaparsan eğer günahtan daha büyüktür. Sağındaki solundaki kimselerden uyanmadan günah işlemen, işlediğin günahtan daha büyük günahtır. Allah'ın sana ne yapacağını bilmediğin hâlde gülmen, işlediğinden daha büyük günahtır. İşlediğin günaha sevinme , ondan daha büyük günahtır. İşleyemediğin günah için üzülmen, işlediğin günahtan daha büyük günahtır. Sen günah işlerken rüzgârın kapının perdesini kaldırıp açmasından korkman ve Allah'ın seni görmekte olduğundan dolayı gönlünde hiçbir endişe duymaman, işlediğin günahtan daha büyük günahtır."
Önce günah işleyip sonra işlediği günahı başkalarına anlatmak veya başkalarının önünde günah işlemektir. Kuşkusuz bu davranış yüce Allah'ın kulunun üzerine sarkıtmış olduğu örtüyü yırtmak ve işlediği günahtan söz ettiği veya önünde günah işlediği kimselerde kötülük yapma isteğini hareketr geçirmek demektir. Bu iki husus, kişinin işlemiş olduğu suça eklenip onu daha da ağırlaştırı. Bir de bunlara başkasını günaha teşvik etmek işi eklenirse dördüncü bir suç daha işlenmiş olur.
İşlenen küçük günaha sevinmek ve onunla gösteriş yapmak, onu yapma imkânına sahip olmayı bir nimet saymak ve onun şekavet sebebi olduğundan gafil olmak. Küçük günah kul tarafından ne kadar tatlı görülürse o kadar büyür ve kalbini karartmada ki etkisi artar. Hatta günahkârlardan bazıları, onu işlemesi sebebiyle duyduğu aşırı sevinçten dolayı günahıyla övünüp gösteriş yapar. Tıpkı kimisinin dediği gibi: "Filancanın şerefini nasıl beş paralık ettiğimi, kötü işlerini anlatıp onu utandırdığımı ve onu nasıl tahkir ettiğimi görmedin mi?"