"İlham ve kuvvet membaı milletin kendisidir" (1924) sözünü daima tekrar eden Atatürk için evvela millî hisleri kuvvetli olan vatandaşlarının mevcudiyetine önem vermiştir. Fakat aynı zamanda, o, medeni ve insani hislere de büyük bir yer verilmesini telkin etmekten vazgeçmemiştir.
Milletin içtimai nizam ve sükûnu, hâl ve istikbalde refahı, saadeti ve masumiyeti, medeniyette terakki ve tealisi için insanlardan, her hususta alaka, gayret ve nefsin feragatini ve icat ettiği zaman seve seve nefsinin fedasını talep eden millî ahlaktır. Mükemmel bir millette millî ahlakiyet icapları o, milletin fertleri tarafından âdeta muhakeme edilmeksizin vicdani, hissi bir sevkle yapılır. En büyük his, millî heyecan işte budur.
ATATÜRK
"İnsanlar hiçbir zaman, bir fikir hayatının olduğunu unutmamalıdırlar."
"Bu dünyada herşey insan kafasından çıkar. Bir insan başının ifade edemeyeceği hiçbir şey tasavvur edemiyorum."
ATATÜRK
Atatürk'ü tarih, evvela bir asker kumandan olarak tanır. İkinci bir cephesi, bütün askeri rütbelerinden ayrılmış Anadolu ortasında bir ihtilal şefidir. 1923 yılına kadar ise İstiklal mücadelesinin Başkumandanı ve Büyük Millet Meclisinin reisi sıfatıyla dünya devletleri tarafından tanınmasıdır.