Alev

Ankara
Ankara'nın hükûmet merkezi oluşunun başlangıcı bir mektep binasında tarihe geçer. 1919 yılının son ayında (27 Aralık) ilk Heyet-i Temsiliye, bugün Meteoroloji Umum Müdürlüğü olarak kullanılan Ziraat mektebinde yerleşmiştir. Mustafa Kemal, burada bütün askeri rütbelerini terk etmiş bir vatandaş olarak işe başlamış ve ilk Büyük Millet Meclisini toplamak için burada karar vermiştir.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Türk genci rejimin ve inkılapların sahibi ve bekçisidir. ATATÜRK
Sayfa 149·Kitabı okudu
Andımız
1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşkü'ne geldiği vakit, Atatürk'ün yanında bana bir kağıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. "Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir and meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı dedi: "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım. Yasam küçüklerim korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun." Bu sözler, Türk çocuklarının ağzında o yıldan beri tekrarlanmaktadır. Bir fani için ne büyük bir bahtiyarlık! Vatanperver Dr. Reşit Galip, evvelâ bir baba olarak bu hisleri duymuş, sonra da Milli Eğitim Bakanı olarak okul çocuklarına bu andı içirmişti.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Dr. Reşit Galip
"Türk İnkılap Enstitüsü"nde tedris ve tesir vazifesi almak en mesuliyetli işlerdendir. Böyle bir vazifeyi alrken Türk olmayan alamaz. Böyle bir vazife bilmeyenlerin eline bırakılamaz. İman sahibi olmayana böyle bir vazife verilemez. Türk inkılabına sonsuz bağlılığı mutazammın ciddi eşkâl dahilinde yapılacak bir yemin merasimi, Enstitüde tedris ve tesir vazifesine başlamak için şarttır. Bu bir şekil meselesidir. Fakat Cemiyet önünde ve tarih huzurunda ehemmiyeti büyük bir şekil meselesidir. DR. REŞİT GALİP
Sayfa 146·Kitabı okudu
"Bunun içindir ki, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, edebiyat tedrisinde şu noktalara, bilhassa ehemmiyet ve kıymet vermelidir: A) Türk çocuğunun kafasını, fıtri yaradılışındaki dikkat ve itinaya göre tevekkün ettirmek. Bu, Cumhuriyetin sıhhi düzeni ile alakadar olan vekâlete de teveccüh eden bir vazifedir. B) Güzel muhafaza edilen, Türk kafa ve zekalarını açmak, yaymak, genişletmek. Bu, bilhassa Kültür Bakanlığının vazifesidir. Bununla birlikte olarak müstait Türk çocuk kafalarına, müsbet ilim ve maddi teknik mehumlarını, yalnız nazari olarak değil, aynı zamanda pratik vasıtalar ile de yerleştirmek. C) Bir taraftan da Türk kafalarındaki kabiliyetleri, Türk karakterindeki sağlamlıkları, Türk duygularındaki yükseklik ve genişlikleri, kendilerini hiç zorlamadan naturel bir tarzda ve olduğu gibi ifadeye onları alıştırmak. Bunlar yapılınca netice şu olacaktır: Türk çocuğu konuşurken onun beyan ve anlatış tarzı, Türk çocuğu yazarken onun ifade üslubu, kendisini dinleyenleri, onun yürüdüğü yola götürecek götürebilecek bu kabiliyeti sayesinde, Türk çocuğu, kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları, peşine takarak yüksek Türk ülküsüne iletebilecek, ulaştırabilecektir. Bu edebiyat telakkisi, böyle bir edebiyat tedrisi sayesindedir ki, edebiyat anlamında anlaşılan gayeye varmak mümkün olabilir." ATATÜRK
Sayfa 135·Kitabı okudu