Betül Yılmaz

İnsan dünyada kendine bir yer edinince eşsiz bir müzik dinliyormuş gibi hisseder.
Sayfa 284·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
İnsan hayatında böyle bir ritim olmadığı için mevsimler söz konusu olduğunda her insanın her mevsimi sadece bir kez yaşadığına inanıyorum. Doğumumuz ve çocukluğumuz ilkbahardır. Yirmili, otuzlu, kırklı yaşlarımızın o görkemli, hayat dolu, ilginç yılları ise yaz. Havanın biraz serinledigi ama dondurucu bir soğuğa Dönmediği, yoğun tadı insanın damağımda kalan sonbaharda kendimizi tanır, kendimize sığınırız. Kış geldiğinde ise (acımasızca) yaşlanır ve ölürüz.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Ve sonra bir anda ruh yaşlanmaya başlar; çünkü beden yaşlanmış olabilir ama ruhun hâlâ kendi arzuları, kendi anıları vardır, hâlâ arar, hâlâ sevinir, hala neşe arzusu duyar. Ve neşe arzusu bitince geriye sadece anılar ya da kibir kalır; işte o zaman insan gerçekten yaşlıdır, nihai olarak. Günün birinde uyanıp gözlerini ovuşturur: ne için uyandığını bilmez. Günün ne getireceğini fazla iyi bilir: ilkbahar ya da kış, hayatın formaliteleri, hava durumu, gündelik hayat rutini. Artık şaşırtıcı bir şey yaşanamaz: beklenmedik, alışılmadık, korkunç olan bile şaşırtmaz, çünkü insan bütün değişiklikleri bilir, hepsini hesaba katar, iyi ya da kötü hiçbir şey istemez. Yaşlılık işte budur.
Sayfa 105·Kitabı okudu
“Belki de dünyada ışıklar gidiyor, bugün bu bölgede olduğu gibi, temel bir olay sonucu, savaş değil daha fazlası; belki de bütün dünyada insanların ruhlarında da bir şeyler olgunlaştı ve vaktiyle konuşulup halledilmesi gerekenler şimdi demir ve ateşle konuşulup hallediliyor. Bunun çok alameti var belki de…”diyor nesnel bir şekilde “belki de bu bildiğimiz, içine doğduğumuz yaşam biçimi, bu ev, bu yemek, hatta bu akşam hayatımızın meselelerini konuşurken kullandığımız kelimeler, belki de bunların hepsi geçmişe ait. İnsanların kalplerinde fazla gerginlik, fazla öfke, fazla intikam hırsı var. Kalplerimize bakıyoruz ve orada ne buluyoruz? Zamanın en fazla hafiflettiği ama için için yanmaya devam eden öfke. O halde neden dünyadan, insanlardan başka bir şey bekleyelim ki?”
Sayfa 98·Kitabı okudu
Hayatın basit hediyelerine bu kadın kadar sevinebilen birini tanımıyorum. insanlar ve hayvanlar, yıldızlar ve kitaplar, her şey ilgisini çekiyordu ama kibirli bir tarzda değil, kemikleşmiş bir uzmanlık takıntısıyla değil, hayatın gösterebildiği ve verebileceği her şeye yüzünü dönen bir dünyaperest’in önyargısı sevinci ile. Sanki hayatın bütün tezahürleri onu bizzat ilgilendiriyordu, anlıyor musun evet kesinlikle anlıyorsun. Ve bu önyargısız yakınlıkta tevazu da, hayatın büyük bir lütüf olduğu bilgisi de vardı.
Sayfa 95·Kitabı okudu