Betül Yılmaz

O gün bir şeyler nihayet benimle konuşmaya başlamış, bir şeyler yaşanmış, hayat dile gelmişti. Böyle anlarda dikkat kesilmek gerekir diye düşünüyorum kendi kendime. Çünkü böyle günlerde hayatın tuhaf işaret dili her zaman bizimle konuşur, her şey dikkatimizi çeker, her şey işaret ve semboldür, sadece bunları anlamak gerek. Günün birinde şeyler olgunlaşır ve kelimelere dönüşür.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kımıldamadı, büyülenmiş gibi durdu, çünkü tehlikenin içinde daima bir büyü, bir sihir de vardır. Kader yüzünü bize döndüğünde, bizi adeta adımızla çağırdığında yaşadığımız iç sıkışması ve korkunun altında her zaman hafifçe parlayan bir tür çekim de vardır, çünkü insanın istediği sadece ne pahasına olursa olsun yaşamak değildir, hayır; insan kaderini bilmek ve tamamen üstlenmek ister, ne pahasına olursa olsun, tehlike ve ölmek pahasına olsa bile. O anda geyik böyle hissediyordu, bundan eminim.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Ve ben hayatın güneşli tarafında yürürken, sen kasten gölgede kaldın.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Olduğundan farklı olma arzusu. Bu, bir insanın kaderden yiyebileceğim en büyük silledir. Olduğundan farklı olma arzusu: kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz. Çünkü insan hayata ancak kendi kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir. Nasılsa öyle olduğu gerçeğiyle uzlaşma ve bu bilgi davranış için hayattan Övgü almayacağını, kibirli, egoist, kel ya da göbekli olduğunu bildiği ve buna katlandığı zaman göğsüne madalya takılmayacağını bilmelidir; hayır, Övgü ya da ödül almayacağını bilmelidir. İnsan katlanmak zorundadır, işin bütün sırrı budur kendi karakterine, kendi tabiatına katlanmak zorundadır çünkü ne tecrübe ne de kendi eksikliklerine, şahsi menfaatlerine ve açgözlüğüne dair içgörü bir şey değiştirir. Arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. Sevdiklerimizin bizi sevmemesini ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız. İnsan ihanete, sadakatsizliğe katlanmak zorunda; ve son olarak, ki bu bütün görevlerin en zoru, birisinin karakter ya da zeka yönünden kendisinden üstün olmasına da katlanmak zorunda. Yetmiş beş yılda burada, ormanın ortasında bu kadarını öğrendim fakat sen bütün bunlara katlanamadın diyor alçak sesle ve kesin bir tonda.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Batılı insanlar ya da en azından buraya yerleşmiş göçmenler. Bizim için öldürme hukuki ve ahlaki bir mesele, ya da tıbbi,her halükarda izinli ya da yasaklı bir şey, hukuk ve ahlak sisteminde çok net tarif edilmiş bir olgu. Biz de öldürüyoruz ama daha karmaşık bir biçimde; kanun nasıl belirlemiş ve izin vermişse öyle. Yüksek prensipleri ve önemli insani değerleri korumak için öldürüyoruz, toplumsal hayatın düzenini ayakta tutmak için öldürüyoruz. Başka türlüsü mümkün değil. Biz Hristiyanız, biz de suçluluk bilinci var biz batı eğitiminin ürününüz tarihimiz günümüze kadar katliamlarla dolu ama öldürmekten bahsederken bakışlarımızı önümüze eğip tutucu, şiddetli bir tonda konuşuyoruz başka şansımız yok, rolümüz böyle yazılmış.
Sayfa 68·Kitabı okudu