İçimde iki kişi var. Biri her sabah vaktinde uyanıyor, gömleğini ütülüyor, faturaları gününde ödüyor ve dünyaya 'her şey yolunda' mesajı veriyor. Öyle uslu, öyle öngörülebilir ki bazen onu ben bile sıkıcı buluyorum. Ama diğeri... O tam bir felaket tellalı. Gece yarısı ortaya çıkıyor, tüm pencereleri açmak, her şeyi ateşe vermek ve sadece koşmak istiyor. Biri geleceği inşa etmeye çalışırken, diğeri dünü yakıp yıkmanın peşinde. Sorun şu ki; sabah uyandığımda aynada hangisinin gözlerine bakacağımı asla bilemiyorum.