Aliya Nuriyeva

Aliya Nuriyeva
@Aloe_N
Azerbaijan, 1 Ağustos 2003
17 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
#163995301 alıntıya ek
"Genellikle bir hırsızın, bir katilin, bir casusun, bir fahişenin mesleğinin, işinin kötü olduğunu düşünerek bu durumdan utanç duyduğu sanılır. Bunun tam tersi doğrudur. Kaderin, ya da günahkar yaşayışlarının böyle bir duruma getirdiği insanlar, durumlarının ne denli kötü olduğu gerçeğini görebilseler bile, yaşayışlarını bu durumlarını iyi, kabule değer gösterecek bir tutumla düzenlerler, bu hayat görüşlerini sürdürmek üzere de kendi görüşlerini paylaşan kimselerden bir çevre edinirler, bu çevrede kendi yerlerini bulurlar."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Folk Rock ~°2
youtu.be/zKQfxi8V5FA Merhaba. Şimdi size Zager&Evans’ın birlikte söylediği, döneminin en iyilerinden olan bu şarkıyı tanıttıracağım. “In The Year 2525” Evans'ın bütün gece parti yaptıktan sonra, bir Volkswagen minibüsünün arkasında sadece on dakikada yazdığı çok sıra dışı şarkıdır bu. Parçada insanlığın kendi içine düştüğü ve dünyanın sonunun gelmesine neden olduğu hakkında konuşuluyor. Söz konusu 2025 yılında insanlığın hala var olup olmayacağını merak ederek başladı. Her bin yıl sonrası için ise gelecekle ilgili tahminler yer alıyor mısralarda. In the year 5555 Your arms hangin' limp at your sides Your legs got nothin' to do Some machine's doin' that for you Örneğin, burada 5555 yılında kol ve bacaklarımızın bir işlev göremeyeceğini, bazı makinelerin bunu bizim için yapacağından bahsediliyor. In the year 6565 You won't need no husband, won't need no wife You'll pick your son, pick your daughter too From the bottom of a long glass tube Bu mısralarda ise, 6565 yılında eşlere ihtiyaç duymayacağımız, çocuklarımızı cam tüpün içinden kendimizin seçme şansına sahip olacağımızdan bahsediliyor. Tabii yılların tam tutturulmamış olmasının kafiye uyumu için yapıldığı göz önünde. Yine de şarkıda bu kadar fütürist detaylara yer verilmesi çok ilginç bence. Biraz da şarkının kazandığı ünden bahsedelim: ABD kayıt tarihinin en ünlü "one hit wonders" larından (sadece bir tek şarkısı hit olan gruplar) biri olarak kabul edilen bu mükemmel parça 1969 yazında altı hafta boyunca Billboard'un en iyi 40 tablosunun zirvesinde yer aldı. Ve o yıl en uzun süre devam eden 1 numara olduğu için yılın 1 numaralı rekoru ünvanını kazandı. Şarkı hakettiği ünü kazandı ve hatta Time Magazine'de bile göze çarpacak şekilde yer aldı. İşte Zager&Evans ikilisi hakkında şöyle yazılıyordu: "The
Müzik
Folk Rock ~°1
youtube.com/watch?v=95cufW4... Bob Dylan şarkılarını pek dinlemesem de bu parçayı çok seviyorum. Şarkı ile ilgili pek çok rivayet mevcut. Şimdi sizlere en ilginç ve beğendiğim hikayeyi anlatacağım. Dylan 34 yaşındayken Saintes-Maries-de-la-Mer'i (Fransa) ziyaret ederken bir çingene kutlamasına katılmış ve bir kızdan hoşlanmaya başlamış. Sonra hoşlantı derken hoop kıza aşık olmuş olmasın mı.. Vakit gelir, ayrılması gerekir ama ayrılamaz bir türlü. Çingene kızdan ayrılmadan önce "bir fincan kahve daha" istiyor. Onun sevgisine ve şefkatine karşılık vermediğini biliyor ama onunla geçirdiği zamanı uzatmak için can atıyor. But your heart is like an ocean Mysterious and dark (Yüreğin bir okyanus gibi) (Gizemli ve karanlık) Your loyalty is not to me But to the stars above (Sadakatin bana değil) (Yukarıdaki yıldızlara) Bu tür şikayetleriyle “aşağıdaki vadiye” gitmek üzere oradan ayrılacağını söylüyor kıza. One more cup of coffee for the road One more cup of coffee before I go To the valley below Ama gitmeden önce sadece, (Yol için bir fincan kahve daha) (Ben gitmeden bir fincan kahve daha) (Aşağıdaki vadiye)
Persian ~°1
Farsça kulağıma hiç bu kadar tatlı gelmemişti.. youtube.com/watch?v=-mVG_V3... Hiç sıkılmadan dinlediğim o nadir şarkılardan... “Jane Maryam”, aynı zamanda “Nazanine Maryam” olarak da bilinir. Dinledikçe ruhumu gezintiye çıkarmış gibi oluyorum. Kadının avazını iliklerinde hissediyorsun sanki.. Monika Jalili’nin Montreal Senfoni Orkestrası eşliğinde söylediği bu şarkı ilk kez Mohammad Nouri tarafından söylenmiştir. Hikayesi tam olarak bilinmese de, birçok rivayet mevcut. En yaygın olarak, Nouri’nin , şarkıyı Gilan’da pirinç tarlalarına çalışmaya giden “Maryam” adıyla sembolize ettiği sevgilisi için yazmış olduğunu söyleyebiliriz. Nouri, İran Devrimi’nden önce, yaptığı folk şarkılardan dolayı yeni nesil tarafından pek dinlenmediği için sanatçılar arasında bir nevi dışlanıyordu. Devrim sonrası ise, Nouri’nin kariyerinde gerçek bir dönüm noktası olmuştu. Neden mi? Çünkü, diğer sanatçıların ülke dışına çıkarılması, Batı kültürüne karşı itirazlar(İran devriminin ana sebeplerinden biri) vs. sanatta milli ürünlerin önceliklendirilmesine sebep olur ve Nouri de halk müziği ile uğraştığı için hâliyle, onun işine yaramış oluyor. İşte "Jane Maryam" şarkısı o zamandan beri radyolarda çala çala herkesin dilinde ezber olmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Şahsen en sevdiğim versiyonu yukarıda paylaşmış olduğum Monika Jalili’nin performansıdır. Lütfen kulaklık takmayı unutmayın; Have fun😎👍🏼
Müzik