Mehmet DAL

Şehitlerin Son Mektupları
YÜCEL, evlilikleri süresince sormasına rağmen, faaliyetleri hakkında kendisine bir kelime bilgi vermediğini söylüyor. İdamdan sonra babasını da 'sen bile bile kızını bir yücelci ile evlendirdin, sen de onlardansın' diye tutuklayarak 20 yıla mahkum ediyorlar. Türkiye destek verseydi, idamların olmayacağını ifade eden YÜCEL, eşinin, "Ölüme giderken bile yaşasın Türkiye, Yaşasın Atatürk Türkiyesi demesini hiç unutamıyorum" demişti. Refik ÖZER'in gayretleriyle üç aydan üç aya 300 milyon TL (2004 itibariyle 300 000 000 TL'dir.) şehit maaşı alan YÜCEL, Türkiye'den ne bekliyorsunuz sorusunu şöyle cevaplandırıyor: "Türkiye'den bir şey beklemiyorum. Mezarını bana göstersinler yeter. Alsınlar buraya gömsünler yeter. Nereye gömüldükleri belli değil. Kimse de bir şey söylemedi".
Sayfa 45 - Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şehitlerin Son Mektupları
Eşinin annesi, babası, altı kardeşi ve üç aylık kızıyla birlikte hapishaneye giderler. Gerisini Hacer YÜCEL şöyle anlatıyor: "O, bir taraftaydı. Teller aşırı duruyoruz. İçeri alındıktan sonra sadece o an gördüm. Hepimiz ağlıyoruz. Kızımı göremiyor ki, yüzünü, gözünü. Elinde bir mendil vardı, onu verdi ona. Ağlamayın dedi, ne ağlıyorsunuz öyle. Ben gidiyorum ama sizi arkamdaki (Türkiye'yi kastederek) milyonlarca kız kardeş ve kardeşe emanet ediyorum. Yaşasın Atatürk Türkiye'si, yaşasın Türkiye, dedi. Derken hemen kolundan tutup götürdüler. Bir daha da görmedim. Mezarını da göremedim. Nereye gömüldüğünü bilmiyorum."
Sayfa 44 - Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği·Kitabı okudu
Şehitlerin Son Mektupları
Yücel Teşkilatı'nın Başkanı Şuayp Aziz idamdan önce son kez ailesiyle görüşmüştür. İdamından sonra şehdin eşyaları ailesine teslim edilmiştir. Bu sırada iade edilen paltosunun kolunda gizlice iliştirilmiş ve yumvarlak hale getirilmiş bir kağıda yazılı küçük bir mektup bulunur. Şuayp Aziz idamdan bir gün evvel kendisine yapılan son ziyarette getirilen bir çukulata paketinin kağıdına, bulabildiği bir kurşun kalemle ve kendi el yazısıyla hanımına hitaben Osmanlıca bir mektup yazmıştır. Bu aynı zamanda çok hüzünlü bir veda mektubudur. (Orjinal imlasına dokunmadan veriyorum) "Hayat Arkadaşım Nigar, Evlatlarım Ülker, Turan, Ertan ve küçük yavrucuğum (En küçük çocuğu Arslan) artık sizden ayrılıyorum. Size doyamadım. Kader böyle yazmış yazımı. Nigar, evlatlarına güvensin, bunları iki gözün gibi baksın, beni de hatırından çıkarma. Hakkını helal et, anne de hakkını helal etsin. Ağabeyinde hakkını helal etsin. Ellerinden öperim. Çocuklarımı her vakit benim için öpesin ve koklıyasın. Onları okutmağa çalış. O evde yaşatma, başka bir binada yaşatmağa çalış. Reşit Akşar yardımı ile belki yavrularıma bir selamet yolu bulursunuz. Bu günden sonra o yavrularımın babaları yok, yalnız bir anaları vardır. Hem kimsesiz bir anaları var. Ona güvensinler. Helal ediniz, helal ediniz, MİLLETİMİN KURBANIYIM. Şuayp Abdülaziz 27 Şubat 1948 Fotoğraflarımı çocuklarıma bekliyesiniz. Gözlerinizden öperim."
Sayfa 41 - Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Teşkilat Yapısı
Teşkilata girildiği zaman Kur'an, Bayrak ve tabanca üstüne yemin edilirdi. Bu yeminde "Türklük ve Türkye Cumhuriyeti menfaatleri için gerekirse kanımın son damlasına kadar çarpışıp canımı vereceğim" ifadesi dikkat çekicidir. Teşkilat yapısı olarak gizliliğe dikkat ettikleri ve genel katılımın olduğu zamanlarda içlerinde casusların da bulunabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak faaliyetleri hakkında konuşmama yoluna gittikleri bilinmektedir. Gerek düzenledikleri kurslarda ve gerekse piknik ve kır gezilerinde daha çok Türkçe kitaplardan kahramanlık yazıları, tarihi zaferler ve şiirleri okutma yoluna giderek gelebilecek muhtelif tehlikeler en aza indirgeniyordu.
Sayfa 27 - Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Kurucuları ve Üyeleri
Doç. Dr. Halim ÇAVUŞOĞLU'nun çalışmalarında kaynak gösterdiği TC. Dışişleri Bakanlığı belgelerine göre bir ara köylere kadar nüfuz eden Yücelcilerin sayıları 500 civarındaydı. Ancak elli kişi kdar faal azası vardı. Bir taraftan Arnavutlaşma, bir taraftan komünizme karşı Türkleri koruma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Yücelciler ne Türkiye ne de başka bir devletten hiçbir destek almamalarına rağmen faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.
Sayfa 27 - Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih