Sonra öldüğünü öğrenmek isteyen görüntü
- ki bilmiyorsun bile
- hayır sana söylemek
istemiyorum - çünkü o zaman kaybolursun ve ben yalnız kalırım ağlayarak sen, ben, birbirimize geçmis, sen bende ağlayan çocuk
asla olamayacağın geleceğin büyüğü yaşamsız, sevinçsiz kalacaksin öylece.
Onu unutacağımdan korkuyorum.Onun bedeninin hissini, sesini, kahkahasını unutmaktan. Her geçen gün benden biraz daha uzaklaşacağından korkuyorum. Ben iyileştikçe kaybolmasından.
..Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür hanım?
Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,
umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz düşünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış, böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa
başlangıcı olmak değil midir? Yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe ,alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de?
Yağmur yağıyor Ömür hanım...gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...Ve ben sonsuz
bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?
"Kitaplar senin yerine hayatını yaşayamaz. Kendi ayakları üzerinde yürümeyi unutan bir okur, kafası güncelliğini yitirmiş bilgilerle dolu eski bir ansiklopedi gibidir. Biri açıp bakmazsa, sadece işe yaramaz bir antika olur." Yaslı adam, oğlanın saçlarını nazikçe karıştırmışt . "Ansiklopedi gibi yürüyen biri olmak ister misin?"