Hasan-i Basri (rh), Ömer bin Abdülaziz'e (rh) bir mektupdan
Aşık olan, ya aşk yolunda ölür, ya da mâşukunda erir. Dünya aşkıyla yanan ise sapıtır. Rahman'ı unutur. Ahiret ve dünyayı inkar eder. O insanın kalbi taşlaşmış, aklı gitmiştir. Ayağı ebediyyen kaymıştır. Ölüm ansızın çıkageldiğinde, pişmanlık diz boyudur. Feryatlar ayyuka çıkmıştır. Yok oluşun bilincinde olan beden, sekerat-ı mevt (ölüm sarhoşluğu) içinde dalga dalga boğuşan bir deniz gibidir. Boynuna dolanan ölüm, tasviri mümkün olmayan işkencelerle kuşatmıştır onu.
Azıksız ve beklenmedik bir vakitte yakalanmıştır insan!