Saat 01:14 2şubat Salı. Şu an dünya üzerinde son kez bir kağıt parçasına yazı yazıyorum. Aslında bakarsanız, yazmak konusunda pek istekli sayılmam. Aklımın ölüme erdiği yaştan beri intiharı düşünürdüm. Çoğu kez bu fikirden en yakınımdakilere bahsettim. Eyleme geçirmemin on dört yıl sürmesi dışında sürpriz olmadı. Anlık değil, nerden bakarsanız bir yirmi yıllık huzursuzluk söz konusu. Bu kağıt parçasına ne yazmam gerektiğini de bilmiyorum. Umarsızca giderayak sitemlerde bulunmalı, var gücümle kalan vicdanınıza mı oynamalıyım? Yoksa belirsizliğin tedirginliği ve korkusuyla Ah anneciğim, babacığım, sevgili dostlarımla başlayan içtenlikten uzak sözler yazmalı, Dünya üzerindeki son yalanımı mı söylemeliyim?
Aslında bakarsanız artık bir önemi yok.
Yalnızca şaibe bırakmamak adına belli hususlara açıklık getiriyorum. Bu da sanırım dünya üzerindeki son iyiliğim.
Kendimi bildim bileli sizin gibi olmak için inanılmaz bir çaba sarf ettim. Yalnızca aranızda fark edilmeden durabilmek için, yürürken atacağım adıma kadar düşündüm. -"sağı attın Azra, tamam şimdi de sol evet. Şimdi de tekrar sağ. Dur sendeleme sakın dikkat çekme sakin ol evet aynı tempo devam et."
Ve bu akıl almaz bütün çabalarıma rağmen aranızda zerre kadar yer edinemedim.
Okul hayatım boyunca "anormal" sayılmadığım bir günüm dahi olmadı. Sonrasında bana düşmanca yaklaşmayan bir tane arkadaşlığım dahi olmadı.
Hep sorunun sizde olduğunu savunurdum, oysa ki şimdi iyice anlıyorum. Sorun hastalıklı bir zihin taşımam. Sorun bir hatadan doğmuş olmam. Anne, hiç üzgün değilim inan bana. Aksine hayatım boyunca geçmeyen huzursuzluğum bu kararımdan sonra son buldu. Yıllardır geçmeyen karın ağrım dindi. Artık gerçekten ait olabileceğim toprak da olsa bir yer var. Biliyorum, sonsuza kadar cehennemde yanacağım için acı içindesin.