İmdi şüphe yok ki, hemen her insanın nasibi çalışmak, üzülmek, zahmet çekmek, sefalete düşmekten ibaret oluyor. Fakat insanın her arzusu hemen vukuunu müteakip hasıl olursa hayat-ı beşeri ne ile dolduracaklar ve zamanı neye istimal edeceklerdi? Bu nev'-i beşeri bir mevki'-i mebzuliyete (bolluk hali) koyunuz ki, orada kuşlar hazır kebap oldukları halde uçsunlar. Hem de tamam ağızların yetişebileceği kadar yakın uçsunlar veyahut herkes sevdiği mahbubeyi (sevgili) bila-müşkilat (zorluk çekmeden) derhal der-aguş (kucaklamak) ediversin. O halde görürler ki, insanlar sıkıntısından çatlarlar. Ya kendi kendilerini asarlar, ya birtakımı kavga çıkarırlar, yekdiğerini boğazlarlar, velhasıl kendi kendilerine o kadar felaketler çıkarırlar ki, şimdiki halde tabiat onları o kadar felaketzede etmemiştir.