Karısının ölümünde olduğu gibi, savaştayken arkadaşlarının ölümlerinde olduğu gibi, bu kez de kapıldığı duygu acı değil, hedefsiz ve körü körüne bir öfke, bir çaresizlik duygusuydu.
Aşkın bir yanıyla öteki yanını alt ettiğini, kendi kendini yok ettiğini düşünüyordu. Çünkü erkeklerin en büyük özelliği, doyduktan sonra açlığı inkar etmeleriydi.
Ama ona en çok acı veren, en çok öfkelendiren, en çok yıkan şey, kendisini ölüme sürükleyen o ağır kokulu ve kurtlu guava ağaçlıklarına benzer sevdaydı.
"Hadi şimdi papuçlarını giy de bu boktan savaşı bitirmeme yardım et." Albay Aureliano Buendia bu sözü söylediği zaman, savaşı çıkarmanın, savaşı bitirmekten kolay olduğunu bilmiyordu.