Keyifli ve sürükleyici güzel romanlardan biri. Romanımız, II. Abdülhamid döneminin İstanbul’unda geçen Sinekli Mahallesi’ni konu almaktadır. Bu mahallenin sakinlerinin hayatlarına yakından değinilmekle beraber, dönemin siyasi gelişmelerinin aile içi ilişkilere yansımasının yanı sıra Garb ve Şark'ın kültürel etkileşimine de biz okuyucular yakından tanık oluyoruz.
Romanımızın baş karakterlerinden Rabia ve babası Tevfik’in Sinekli Mahallesi’ndeki yaşamları ve kaderin onları nereye götüreceği hususundaki gelişmeleri takip etmek biz okuyucular için oldukça sürükleyici oldu.
Anlatım dili yönüyle, betimleme ve diyalogların dengeli bir şekilde dağıtıldığını söyleyebilirim.
İyilik fenalık ölçülerinin adaletle, mantıkla hiçbir münasebeti yoktur. Sebepsiz sever, sebepsiz nefret eder, sebepsiz iyilik, sebepsiz fenalık eder. Tamamen kendi başına buyruk bir kudret.
Bu iptidai bir şey... Kimse kimsenin olamaz. Eşya bile bizim değil. Yani senin dediğin mülkiyet insan için de, eşya için de olmamalı. Sevdiğimiz her şey esasen bizimdir. Kalbimizin içindedir. Ona o kadar sahibiz ki, dünyanın orduları kalbimizden onu koparıp atamaz.