Nezha’nın inandığı tek kutsal varlık o. Bu kocaman, zalim dünyada onu öldürebilecek tek kişi. Ve bazen, en güzel rüyalarında, Nezha, Rin’in onu gerçekten öldürdüğünü görüyor.
En kötü kabuslarında Rin ölüyor. Rin kollarında eriyip gidiyor, çaresiz ve inliyor, koyu renk, sıcak kanı parmaklarına dökülüyor.
Bunu Rin’e söylüyor.
Ona söylemediği şey işte bıçağı kendisinin tuttuğu.
Rin, onun olmadığı her şey: serbest, umursamaz, özgür. Onun gibi kimseyi tanımıyor. Rin onu korkutuyor ve Nezha onu o kadar çok seviyor ki canı yanıyor.
Rin’i seviyor.
Bundan emin.
Gülüşünü; o ani, keskin sesi; hep içinden koparılıp alınmış gibi aniden gelen o şüpheci kahkahayı seviyor. Ani, özgüvenli sırıtışını seviyor. Dirençliliğini, cesaretini ve hatta dürtüselliğini seviyor.