Her değişim bir çağın kapanışı, yeni bir çağın sorunsalını barındırır; çözüm ise yeni bir çağı açmakla değil , hiçliğe tarihin gün yüzüne çıkılmamış masumiyeti ve iyimserliği arayışının müzmin bir yolculuğundan başka bir şey değildir.
İyi kötünün çapraşığıdır ve biri olduğu müddetçe diğeri kavramsallaşır; kavramsallaşma bireyin değer yargılarının temelinde şekillenir, şekillenme maddesel döngüye ve şeylerin bilincinde yoğrulur bu kavramsallaşma tamamen pragmatik ve oportünist bir çevrelemeyle yer bulur filizlenir ve kaçınılmaz olarak algısal birikimle çöker
Yaşamın anlamı ve diyalektiğinin tezahürü birer olgusal ve fantastik imgelemelerinin gün yüzüne erişmiş hâlidir. Boşuna bir çabadır zira serbest çağrışım sarkacının tekdüzeliğidir.