“İnsan kendine bir cevap olmak için yaşar.
Ama cevap için önce soruyu, alın yazısının tahtasına yazacak güç ve cesareti kendinde bulabilecek midir insan?”
~Sezai Karakoç
“Siz para için savaşıyorsunuz, biz ise şerefimiz için savaşıyoruz!” der esir İspanyol general.
Napolyon gülerek cevaplar:
“Doğru, herkes kendisinde olmayan şeyler için savaşır.”
Sorun etmezdim uzaklığı da, ilham verirdi bana insanlara uzak olmak. Daha çok vaktim olurdu, daha çok ağlardım, daha çok öğrenirdim, okurdum. Daha çok görürdüm dünyayı.
Okuduğum kitaplarda kendime benzer bir şeyler
aradım, bazı şarkılarda beni anlayacak hisler aradım,kendimi notaya dökecek zamanlamaları bekledim.
Bazı filmlerin içinde kendi karakterimi aradım,
aradığım tek şey kendi yansımamı görmekti. Ama tüm bunlardan habersiz, varoluşumu dikizlerken çok şey yapmışım.
Kendi kitabımı yazmışım, kendi şarkımı söylemişim, kendi filmimi çekmişim. Başrol
oynamışım.
Söylemediler, görmedim, bilmedim.
Aramaya devam ettim. Yansımalar dünyasında hep bir ışık aradım.
Rolünü ezberlemeden sahneye çıkan tiyatrocu gibiyim artık. Ne anlamı var artık provanın?