Bir insan amacını belirledikten sonra, bunu başarmak için zihninde düz bir yol çizmeli, sağa ya da sola bakmamadır. Şüpheler ve korkular tamamen arkada bırakılmalıdır. Bunlar çabalayarak oluşturulan düz çizgide eğikler yaratıp onu etkisiz ve yararsız hale getiren parçalayıcı unsurlardır. Şüphe ve korku içeren düşüncelerle asla bir şey başarılamaz. Başarısızlık böyle durumlarda kaçınılmazdır. Şüphe ve korku sessizce sokulduğunda amaç, enerji, başarma gücü ve tüm güçlü düşünceler tükenir.
Bir insan yüreğinde mantıklı bir amaç tasarlamalı ve onu gerçekleştirmek üzere harekete geçmelidir. Bu amacı düşüncelerinin merkezine yerleştirmelidir. O zamanki özelliğine bağlı olarak bu, ruhsal bir ideal ya da dünyevi bir amaç şeklini alabilir. Hangisi olursa olsun, düşünce gücünü azimle ortaya koyduğu hedefin üzerine yoğunlaştırmalıdır. İnsan bu amacı başlıca görevi haline getirmeli ve kendini onu elde etmeye adamalı; düşüncelerini geçici isteklere, özlemlere ve hayallere kaydırmamalıdır. Öz denetim sağlamanın ve gerçek anlamda düşüncelere odaklanmanın tek yolu budur. Amacını gerçekleştirmede sürekli başarısızlığa uğrasa da (güçsüzlüğünü yeninceye kadar böyle olması gerekir), karakterine kazandırdığı sağlamlık gerçek başarısının "ölçüsü" olacak ve bu gelecekte elde edeceği güç ve zafer için yeni bir başlangıç noktası haline gelecektir.