Çocuğun kendisine, sağlığına ve gelişimine adanmış kişilerle arasındaki bağın kopmasından endişe duyması faydalıdır, ancak ebeveynler hiç bir zaman çocuğun bu bilincini istismar ederek kendi çıkarları için kullanmamalıdır.
İyi olma güdüsü çocukların karakterlerinden çok kurdukları ilişkiletin doğasından kaynaklanır. Eğer bir çocuk kötüyse düzeltmemiz gereken çocuk değil, ilişkileridir.
Çocuklarınk içgüdülerine güvenerek kendi yollarını çizmeyi öğrenmeleri için rahat bırakmaları gerektiğine dair saf bir inanca sahip olan bazı ebeveynler onlara yol göstermekten çekinebilir. Ancak bu iş böyle yürümez.
İkinci Dünya Savaşı’ndan beri çocukların ortalama kelime dağarcığının önemli ölçüde azaldığı ileri sürülüyor. Peki bunun nedeni ne?Bu durum çocukların artık konuştukları dilleri birbirlerinden öğrenmesinden kaynaklanıyor.
Akran yönelimi çağımızın en büyük sorunlarından biri gibi duruyor. Bizden bir kaç kuşak öncesinde ebeveyn, rehber fikir akıl sorulan güvenilenken şimdilerde ebebeynin yerini akranın alması pek çok tersliğin baş sorumlusu gibi duruyor. Çocuklar anne babaya olan bağlılıklarını akranlarına yansıtmaya başladı. Oysa akran çocuğa anne babanın verdiği koşulsuz sevgiyi veremeyeceği gibi ebeveynin hayat deneyimine de sahip değil. Çocuk artık anne babasına güvenmek, ondan akıl almak rehberliğini talep etmek yerine bunları akrandan almaya çalıştığı için anne babaya saygı sevgi ve güveni de giderek azalıyor. Bağımsızlaştığını sandığımız çocuklarımız akran yönelimine kapılıp ebeveynle kurması gereken güvenli bağlanmadan uzaklaşıyor. Doğrusu güvenli bağlanmanın koruma alanından da çıkmış oluyor. Bu hem ebeveyn çocuk arasındaki ilişkinin dengesini bozuyor hem de çocuğun en önemli dayanak noktasından anne babadan yoksun kalmasına sebep oluyor.