Su perisi

Su perisi
@Anjalada
Bugün yine bir sessizlik bıraktın içime, beş saatlik… belki daha da çok... Adını koymadım, koysam da sana söylemezdim. Bazı şeyler söylenmeden daha çok anlatır kendini. Ben yokluğunu büyütmedim, sen varlığını küçülttün belki bilmeden. Hâlâ buradayım, ama eskisi kadar yakın bir yerden bakmıyorum sana. Uzaklaşmadım— sadece senin durduğun yer, benim olduğum yere biraz yabancılaştı. Sorarsan kızgın değilim, kırgın da değil. Kırılmak için bile insanın umulması gerekir. Ben sadece senin neye yetiştiğini, neyi unuttuğunu, neyi önemsemediğini çok iyi anladım. Yine de yanındayım… Ama artık içimden geçenler, seninle konuşmak için sıraya girmiyor. Bazı sitemler sessizdir, duymak isteyene yeterince gürültülüdür. Sen duydun mu, ondan emin değilim.
Reklam
Kalbinin derinliklerinde, sessiz bir oda var, Ne bir ışık süzülür, ne bir ses duvarı yarar. Orada bir kız oturur — ince, kırık, narin, Bir adın yankısı gibi, sönmüş bir yankının ardı. Bir zamanlar rüzgâr gülümsetirdi onu, Şimdi rüzgâr bile çekinir saçlarına dokunmaktan. Bir sevda geçti içinden — iz bıraktı, Ama kimse dönüp bakmadı ardından. Gözleri, sustuğu cümlelerin aynası, İçinde bir ömürlük sessizlik saklı. Kimsesizliğe alışmış, Ama alışmakla iyileşmek arasında fark var, biliyor. Kalbinin derinliklerinde, bir mum hâlâ yanıyor, Sönmesin diye dua ediyor her gece, Çünkü o kız, Yanılmakla yanmak arasındaki çizgide yaşıyor… E
“E.... Bir zamanlar sabahlarım vardı, Güneşin bile beni tanıdığı. Şimdi gün doğarken bile Penceremde yabancı bir ışık yanıyor. E… Bir ad, bir gölge, bir anı artık. Bir zamanlar sevmiş, inanmış, taşımış, Sonra sessizce bırakılmış bir kalp. Yirmi birinde çocuklarıyla kalan bir kadın, Ne kadar güçlü görünse de Her gece aynı yerden kırıldı içten. Kimse bilmez — gücün ardında ne kadar suskunluk var. Bir hayat kurdu, Söküldü ellerinden. Bir yuva kurdu, Sessizlik sardı duvarlarını. Yine de yıkıntılarda bir dua gibi ayakta kaldı. Dürüstlüğüyle hep yanlış anlaşıldı, Sevgisiyle hep eksik bırakıldı. Dünya bir türlü tutmadı elinden, Ama o, yine de kimseye kirlenmeden yürüdü. Şimdi… Bir sonun ucunda duruyor E...,
“Son Kalan” Bir sabah sessizliğe uyandım, İçimde ne bir ses, ne bir çağrı. Bir zamanlar kalabalıktı yüreğim, Şimdi yankı bile atmıyor duvara. Bir ev vardı — yıkıldı, Bir umut vardı — soldu, Bir ben kaldım; Kırık aynalarda yarım bir yüz gibi. Küçücük eller tutardı bir zaman, “Anne” derdi, hayat başlardı yeniden. Şimdi o sesler uzak şehirlerde, Ben rüzgârın tozuna karışmışım. İşim, yurdum, gülüşüm — Hepsi yarım bir hikâyenin sayfasında. Bir kadın vardı orada, Direnen, susan, bekleyen… Artık sadece hatırlayan. Kimse bilmez; Bir kalp kırıldığında ses çıkarmaz, Ama yaşarken yavaş yavaş ölür insan, Bir gün, artık hiçbir şeye dönmek istemez. Ve ben şimdi — Yorgun, sessiz, tükenmiş,
Bir insan tanıdım benden uzakda. İçinden habersiz kalmışdı o,da. Ne ise sezmişdi benim yazımda. Sevgiden yazılan şiirdi o da. Okumuş bu şiiri bir şey yaşamış. Bu şiiri yazan kim onu aramış. Aramış bulmamış,onu yazanı. Paylaşım ederek yaymış yazını. Sesli bi bildirim geldi o anda. Geri dönüş edib verdim selam da. Böylece yarandı dialog onla. Önceden söyledim kınamam asla. Her soru cevapda anladı beni. Anladı bu kişi hor görmür beni. Soru cevap ile devam ederek. Sorardım tamam,devam diyerek. Her zaman kullandı devam hakkını. İzlerken almışdı varlık tadını. Adımlar atarak benimle içe. Rahatlık gelirdi her gün o içe. Nihayet soy ismin,ismini yazdı. İki ismi varmış onu anlatdı. Biri ismi💙,biri 🌸. Soyismi ⭐ bu da güzeldi.
Reklam