Ve insanın içinden sadece kendisinin duyacağı bir nidası yükseldi.
"YETTİ."...
O günden sonra nidası yükselen ile nidayı duyan kişi farklı kişi olmaya başladı.
Hani bana gelince uzak olan
Hani bana gelince zor olan
Hani bana gelince dar olan zamanın vardı ya
Bir gün gerçekten neyi ,kimi istersen
Yakın olan uzak
Kolay olan zor
Uygun olan düşmanın
Geniş ,rahat olan darlığın olsun
Öyle bir ah deryasına düş...
Ben korkardım yerinde olsam böyle ah almaya
İnsanaları tanıyorsun. O ailede anne ve evladın birbirine nasıl bağlanıp bağlanmadığını da. Kendini de biliyorsun... Sen özeli sessizce iki kişi arasında yaşamayı kutlamayı tercih ediyorsun. Sonra etrafında sevgisizler damgası ,hisleri,duruşları alıyorsun...
Böyledir toplum....
İnsana insandan uzak durması gerektiğini anlatır her defasında.
Ve fark ettin ki
Duyguların derin
Hayal ettiğin şey sende mucize
Emeğin durgun olsa
Karşındaki senin için bir hiç....
Değerin mi yok...
Bırak gitsin...
Gitmek istesen de sen itmesen de gider.
Durmak isteyen sen kovsan da durur.
Hayatımızda pürüzlükler daima olacaktır karşımızdaki herkeste. Mühim olan karşılıklı birbirini olumlu yönde eğitmek... Herkes herkesi olduğu gibi elbette kabul edecek. Ama kimse kendini mükemmel sanmadan. Çünkü ben böyleyim, kabul eden eder dediğimiz yerde ne kendimizdeki ne de toplumdaki pürüzlükler düzelir
..
O kadar çok saçma tabirli yazılar görülmeye başladı ki... İnsanları ilk hatasında silmeler,engellemeler,değiştirmeler...
Oysa insanın kendisi her günahı için defalarca yaratandan af istiyorken...
İnsan insanı idare etmeli. Çekip gitmenin de bir zamanı ve dozu var...
Hak 3 tür,5 tir esprisi ya da gerçeği her ne ise insanın kendisinde( 3,5... hata,kırgınlık vs.) o kadar çok zaman,kırgınlıktan sonra gitmeli,vazgeçmeli insan...