Roma ordusuna baktığınızda, imparatorluğa şans eseri değil, cesaretinin sonucunda sahip olduğunu görürsünüz. Çünkü onlar silahlarıyla talim yapmak için ne savaşın çıkmasını bekliyorlar ne de gerektiğinde harekete geçmek için barış zamanında tembel tembel oturuyorlardı. Tersine, ellerinde silahları ile doğmuş gibidirler; talime hiç ara vermezler ya da ivedi bir durumun ortaya çık masını beklemezler... Talimlerinin kansız savaş gibi olduğunu, savaşlarının da kanlı talimler olduğunu söylemeniz yanlış olmaz.
Zenginler, dağıtılmamış toprakların büyük bölümüne sahiptiler. Hiçbir zaman mülksüzleştirilmeyecekleri inancından cesaret alarak, zaman içinde bir bölümünü ikna yoluyla satın alarak, bir bölümüne de zorla el koyarak, bitişik küçük arazileri ve komşularının paylarını yutan tek mülkler yerine, özgür işçiler orduya alınırlar diye, köleleri işçi ve çoban olarak kullanarak geniş toprak parçalarını işler oldular. Askerlik hizmetinin dışında tutuldukları için sayıları artan köle çocuklarının sayısı da sahiplerine büyük kazanç sağladı. Böylece, yoksulluk, vergiler ve askerlik hizmeti nedeniyle İtalyan halkının sayısı ve gücü azalırken, bazı nüfuzlu insanlar aşırı ölçüde zenginleştiler, köle işçiler bütün ülkede çoğaldı. Küçük çiftçiler, bunun zararını bir süre görmediklerin den, geçen zamanı aylaklık ederek geçirdiler; çünkü toprak, toprağı işlemek için özgür insanlar yerine köleleri çalıştıran zenginlerin elindeydi.
İskender, aceleci değil, hesaplı bir lojistik ustasıydı. Yaratici mühendisleri, becerikli levazım subaylarını ve güvenilir strateji uzmanlarını orduda toplamada gösterdiği olağanüstü beceriyle İskender gerçekten Batı askeri örgütlenmesinin temel dallarını yarattı. Bu nedenle de imparatorluğu düzenli, yöntemli biçimde doğuya doğru parçalara ayırarak dağıttı.
Sonuçta muharebe meydanında düşman ordusunu kovalamak ve yok etmek, İskenderin düşman ordularını yalnız yenme değil, yok etme güdüsünü de yansıtmaktadır
Geçmişteki Yunanlar, bir tarafın düşmanı meydan muharebesinde öldürmesinden daha onurlu [bir şey], hatta askeri başarı elde etmenin başka yolu olmadığını düşünüyorlar, düşmanlarını hileyle yenmeyi yeğlemiyorlardı. Bundan ötürü de, [o güne kadar] görülmemiş ya da menzilli silahları birbirlerine karşı kullanmamak konusunda bir anlaşma vardı; sadece yanaşık nizam piyade kollarının göğüs göğüse çarpışmalarının olayları belirleyebileceğine karar verdiler. İşte tam da bu nedenle, savaş ve çarpışmalarla ilgili olarak, savaşa ne zaman girecekleri, hatta nerede karşılaşacakları, saflarını nerelere yerleştirecekleri konusunda birbirlerine önceden açık bildirimlerde bulunuyorlardı.