Tolstoy Rusya'nın durumunu umutsuzca izliyordu. Şehirleşme veya sanayileşmeye hevesli değildi. Moskova'nın "kokulu, taştan, lüks ve fakirlik dolu, ahlaksız" bir yer olduğunu düşünüyordu, yerlerinden edilen köylülerin "yerlerimizi silmek, banyoda vücutlarımız temizlemek ve taksici gibi boynu eğik durmak" zorunda kaldıklarını görmüştü. Romanlarının büyük başarısından sonra kendini kırsal meşgalelere verdi-arıcılık, bağcılık, avcılık gibi- ve büyük ailesi ile okuluyla ilgileniyordu. Tabii yazılar yazmayı ve oldukça şiddetli edebi tartışmalara girmeyi ihmal etmiyordu. 1870'lerin sonuna doğru keşiş olmaktan bahsetmeye başladı. Sanatçılar ve yazarlar, Hıristi yanlığın kırsal basitliğini savunan ve Çar'ın despotluğu ile sosyalist devrimden farklı üçüncü bir seçenek sunan, bu seküler keşişe sayg göstermeye geliyorlardı.