Duvardaki söz, ister üst kesimden olsun, ister alt kesimden, herhangi birinin iradesinin dayattığı, onu görmemezlik ya da algılamamazlık edemeyecek bütün öteki kişilerin gözüne gözüne soktuğu sözdür. İster otoriteyi yücelten yazıt, ister saygınlığı yıkıcı hakaret, hep insanın kişisel olarak seçmediği, bir anda üzerine çöküveren sözcükler söz konusudur. Ve bu, saldırıdır, keyfiliktir, şiddettir.
Düğümlerde, iki kıvrımın kesişme noktası asla soyut bir nokta değildir. Denizciden cerraha, kunduracıdan cambaza, dağcıdan terziye, balıkçıdan sepetçiye, halı dokumacısından piyano akortçusuna, cellattan kolye dizicisine çok sayıda mesleğin son derece kesin jestlerinin ortaya koyduğu gibi... Aynı anda zihinsel soyutlamanın ve el becerisinin doruk noktası olan düğüm yapma sanatı, dil kadar, belki ondan da çok, tam anlamıyla insana özgü özellik olarak görülebilir.