Alp

Alp
Photographer
İstanbul üniversitesi
İstanbul
35 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Ne denir
Sabahları kimse sizi uyandırmadığında, geceleri kimse sizi beklemediğinde ve ne dilerseniz yapabildiğinizde, buna ne dersiniz, Özgürlük mü, yoksa Yalnızlık mı? -bukowski - Charles Bukowski
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Pesüs
hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim. bir ara hiç kimselerin tutmadığı oyunlara giderdim tiyatrolar ki benim en sevdiğim boşluklarımdır. maun tabutumda her yerleri çok süslenmiş ölüler gibiyimdir bir kurdelenin ya da gümüşten bir haçın altında sanki geri çekilmiş yüzümle, geri çekilmişliğe dargın yüzümle bir çelişki gibi ölümsüz yaşamakta olurdum. ilkyazla birlikte kına çiçeklerinin de açtığı söylenir kimi zaman da bir efsane gibi söylenir, kazılardan çıkarılmış kalıntı şehirleri anlatır gibi bana kalırsa açtıkları günden yıllarca sonra açar bu çiçekler ilkel bir coşkunluğu bir hayat kılığına yıllarca sonra getirirler ki tıpkı fırtınalardan kurtulmuş bir geminin şimşekler, gökgürültüleri ve yırtıcı deniz hayvanlarından ve korkunç gıcırtılardan artakalan bir uğultuyu bir sabah denizinde sütliman güneşli, durgun bir gökyüzünün altında dinlenen gemicilere unutturduğu zaman derim ki, tam o zaman yaşanır fırtına onca telaş, onca ölüm korkusu o zaman. yani tiyatrolar ki benim en sevdiğim boşluklarımdır. maun tabutumda her yerleri çok süslenmiş ölüler gibiyimdir bir kurdelenin ya da gümüşten bir haçın altında sanki ölümün bir acıyla doldurulduğu yüzümle
Şiir
Pesüs
ben denizin kumları üzerinde durdum bir heykel tadında olan ve bunu geçen bir şekilde denizin kumları üzerinde durdum durdum ki, şehrin son kalıntısı onu unutmak olsa gerek diyordum. ve bütün ayrıntılarından sıyrılmış bir düzlüğün ayrı bir nesne gibi, daha sonra da hiç görmediğim bir yaratık gibi üstüme gelmeye başladığı bir şey olsa gerek ben bunu duyuyordum. yalnız duymak mı? korktum ve her yerlerimle yalnız oldum oldum ki, düzlük dediğim o korkunç varlık bitmez tükenmez bir kaynaktan çoğalarak üstüme aktıkça benim ben kendimi koruyordum sanki bir çaresizlikten ödünç aldığım kendimi mesela ellerimi bir heykeli bozmayacak şekilde boşluğa uzatarak bir anlam vermek istiyor gibiydim düzlüğe ve birtakım görüntüleri üst üste yığaraktan bir anlam sonra alanlarda, ana caddelerde unutulmuş ırtıcı bir hayvan gibi işte ben yapılması akla gelmedik daha bir sürü şeyleri de hep yapıyordum ki pek denenmemiş bir boğuşma şekli oluyordu bu da sonra ben yoruluyordum. yalnız yorulmak mı? giderek geri çekiliyordum biraz pençesi asfaltlarda gezen, tüyleri camları ikileştiren aşılır bir yer sanan o beton duvarları mermerleri ve soğuk potrelleri tırmalayan
Şiir
Yeşil pencerenden bir gül at bana Işıklarla dolsun kalbimin içi. Geldim işte mevsim gibi kapına, Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ. Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak Ben aşkımla bahar getirdim sana; Tozlu yollarından geçtiğim uzak İklimden şarkılar getirdim sana. Şeffaf damlalarla titreyen, ağır Koncanın altında bükülmüş her sak. Seninçin dallardan süzülen ıtır, Seninçin karanfil, yasemin, zambak.. Bir kuş sesi gelir dudaklarından; Gözlerin, gönlümde açan nergisler, Düşen öpüşlerdir dudaklarından Mor akasyalarda ürperen seher. Pencerenden bir gül attığın zaman Işıkla dolacak kalbimin içi. Geçiyorum mevsim gibi kapından, Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ... Ahmet Muhip Dıranas
Şiir
Herkesin perde perde çekildiği bir akşam Siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun. Ağzında eriklerin aceleci tadı Elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası Bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun. Yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor Aralık kapılarda bekleyişin çarpıntısı Bir kadının eksildikçe ömrüme eklenen Uzun gecelerini, solgun gövdesini öpüyorsun. Uzak dağ köylerine vuran ay ışığı Kerpiçlerden saraylar kuruyor yoksulluğa Ne suların ibrişimi ne gökyüzü ne rüzgâr Sen bende gittikçe kararan bir halkı öpüyorsun. Sakarya Caddesi’nde sarhoşlar Rakıyla buğulanmış kaldırımlarına gecenin Yüksek sesle bir şeyler çiziyorlar. Yalnızlık her koşulda bir sığınak bulur, diyorum Uzanıp dudağımdaki titremeyi öpüyorsun. Örseler acıyla düştüğü yeri Susarak büyüyen adamların sevgisi. Ağzında pas tadıyla bir inceliği söylemek Bir gülünç içtenliktir, gecikmiş ve ezik Sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun. İnsanın zamana karşı biricik şansıdır aşk Onca kapı onca duvar içinde bulur aynasını. Sen bende neleri öpüyorsun biliyor musun Herkesin simsiyah kesildiği bir akşam Yıldızlarla yedi renk gökyüzünü öpüyorsun.
Şiir