Ve ayrılmadan önce diyor ki: "Oğlum, sen ailemize leke sürecek bir şey yapmadın. Yüz kızartıcı bir suç işlemedin. Fikir suçu diye bir şey varsa, ki bence olmamalı, seni ondan aldılar. Maalesef bizim memleketimiz böyledir. Kaç nesildir bu topraklarda düşünen, yazan, çizen insanlar hapishanelerde çürür.
Onu kişiliğinden, düşüncelerinden, hayallerinden, arındırıp bir sürünün parçası kılmak, bir sayı olarak görmek istiyorlardı. Tanımlamalar birbirini kovalıyordu: yurttaş, öğrenci, asker, tutuklu... Sanki o, "o" değildi; sadece tarif edilen kategorinin içinde bir sayıydı, bir istatistik, bir hiç.
Devlet, ne olduğunu tam olarak kimsenin çözemediği ama herkesin hissettiği bir mekanizmaydı, görünmez bir el gibi, her yerde, her an insanın peşini bırakmayan bir domino sistemiydi.
"Devlet, ne olduğunu tam olarak kimsenin çözemediği ama herkesin hissettiği bir mekanizmayı, görünmez bir el gibi, her yerde, her an insanın peşini bırakmayan bir domino sistemiydi.