Kendine dürüst müsün?
Korkunu biliyor musun?
Hırsını fark ediyor musun?
Onay aradığın anları görüyor musun?
Yoksa hâlâ
kendin hakkında bir hikâye mi anlatıyorsun?
Nevrotiklik bazen çığlık atmaz.
Bazen sadece bağımlılıktır.
Kimlik bağımlılığı.
Aidiyet bağımlılığı.
Otorite bağımlılığı.
Özgür zihin,
bir yere ait olmak zorunda değildir.
Ama yalnız kalmaya cesaret ister.
Çoğumuz düşünmek yerine
ait olmayı seçiyoruz.
Onay aradığın yerde özgür değilsin.
Mesaja geç cevap gelince huzursuz oluyorsan,
sevgi değil değer arıyorsun.
Ego, görülmek ister.
Hakikat, görünmeye ihtiyaç duymaz.
“Birinin mesajına geç cevap verdiğinde neden huzursuz oluyorsun biliyor musun?
Çünkü aslında sevgiyi değil, onayı bekliyorsun.
Cevap gelmeyince değerin sarsılıyor.
Görülmeyince küçülmüş hissediyorsun.
Ego sana şunu fısıldıyor:
‘Beni önemsemeli.’
Ama gerçek şu:
Onay aradığın yerde özgür değilsin.
Bunu kendinde hiç fark ettin mi?”
Çünkü çoğumuz alışkanlıklarımızla yaşıyoruz.
Tepkiler otomatik.
Korkular otomatik.
Arzular otomatik.
Ama kendini izleyen bilinç otomatik değildir.
O uyanıktır.
Gerçek canlılık, tepki vermeden önce görmektir.