“Zihin yanıt aradıkça geçmişin sınırlarında kalır. Gerçek dönüşüm, yanıt aramadan kendini gözlemlemekle başlar.”
Bazen farkında olmadan her soruya bir cevap arıyoruz.
“Doğrusu ne?”, “Neyi yapmalıyım?”, “Bu düşünce iyi mi kötü mü?”
Ama yanıt aramak da zihnin eski düzeninin parçası.
Belki de ihtiyacımız olan, kendimizi açıklamak değil, izlemek.
Bir düşünce gelince görüp bırakmak…
Bir duygu yükselince ona isim vermeden durmak…
İşte o sessizlikte, zihnin koşullanmış hali çözülmeye başlıyor.
Dönüşüm, tam da orada doğuyor.