“-Senin için dünyanın sonu çok uzun zaman önce geldi. İçinde hiçbir zaman yer alamadın ki. Şu haline bak, sürekli bir kaçma, sıvışma halindesin, yaptığın her şeyin seni kapana kıstırdığını hissediyorsun.
-Kaçış değil bu, dedim. Tabii olmayı, boyunduruk altına girmeyi reddediyorum. Bu benim özgür seçimim.”
“Ne kadar saçma. Çok saçma. Asıl soru şuydu: Sonunu nereye getirmeli? Yerinden ayrılanların tamamı, yaşamlarını iyileştirmek için göç ederler, benim amacımsa ölümü iyileştirmekti. Belki de önemli olan bitiş şeklidir, yaşama şekli değil, diye düşündüm. Belki de biz, tıpkı filler gibi seçtiğimiz mezarlara doğru ilerliyoruz.”
“Ardından o korkunç keder, her şeye gücü yeten, kör edici bir bulut gibi yeniden dünyaya döndü, yaşlar gözlerimden nedensizce boşaldı; bir başkası için ağlıyordum sanki.”
“Yeraltı, dostum, başlı başına bir dünyadır. Herkes gözünü gökyüzüne dikmiş; oysa inan bana, dünyayı bir uçtan ötekine kat etmenin tek yolu, yeraltından ilerlemektir.”