Adı:
Hamam Böceği
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
270
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752898653
Kitabın türü:
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Değişim başlıyor. Tövbe edin, sizi kendini beğenmiş, dik konumdaki yaratıklar!

Kafka'nın böceği Gregor Samsa'nın kabuğunun parlaklığı hâlâ gözlerimizi kamaştırıyor ve Dostoyevski'nin yeraltı yaratıkları hâlâ zihinlerimizde kıpırdanıp duruyorken, Rawi Hage, "hamamböceği" ve "yeraltı" imgelerine bambaşka bir boyut kazandırıyor.

Hage'in Ortadoğu'dan Kanada'ya, Montreal'in arka mahallelerine göçen isimsiz kahramanıyla başarısız bir intihar girişiminin ardından tanışıyoruz. Kendisini yarı insan yarı hamamböceği olarak gören bu kahramanı intihara sürükleyen nedenler ve yine göçmenlerden oluşan yakın çevresinin geçmişi yavaş yavaş gözler önüne serilirken, bir yandan da Kanada'nın "soğukluğunda" tutunma çabaları aktarılıyor. Hamamböceği, Hage'e Uluslararası Impac Dublin Edebiyat Ödülünü kazandıran ilk romanı De Niro'nun Oyunu'ndaki gibi, bir varoluş mücadelesi aynı zamanda.

Sudan kalkan rüzgâr, ırmak kıyısında iyice ayaza kesmişti. Ona sırtımı döndüm, kiliseleriyle, eski evleriyle, yüksek binalara yer açmaya hazırlanan eski kente baktım. Buraya nasıl geldiğimi merak ettim. Ne kadar saçma. Çok saçma. Asıl soru şuydu: Sonunu nerede getirmeli? Yerinden ayrılanların tamamı, yaşamlarını iyileştirmek için göç ederler, benim amacımsa ölümümü iyileştirmekti. Belki de önemli olan bitiş şeklidir, yaşama şekli değil, diye düşündüm. Belki de biz, tıpkı filler gibi, seçtiğimiz mezarlara doğru ilerliyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“Evet, fakirim, bir asalağım, bir haşereyim, dibe vurmuşum. Ama hâlâ varım. Toplumun suratına bakıyor, şöyle diyorum: ‘Buradayım, varım.’ Bir var oluş var, bir de hiçlik; ya birsin ya da sıfır.
“Neredeyim ben?”. “Burada ne işim var benim? Nasıl oldu da kendimi sürekli titreyen, ürperen bir cesede hapsolmuş bir halde, tepeme durmaksızın ıslak pamuk yağdıran, buz gibi bir kentte yürürken buldum? Yetmezmiş gibi, karnım aç, meteliksizim ve kimsem, hiç kimsem yok.”
“Sen bizden birisin. Kısmen hamamböceğisin. Ama işin en kötü yanı, aynı zamanda insan olman. Baksana, kadınlar tarafından tapınılmak için nasıl da kıvranıyorsun; tıpkı şu kıskanç, kendini beğenmiş insanlar gibi. Hadi git insan ol ama unutma, kapımız sana her zaman açık. Bizi nasıl bulacağını biliyorsun. Gözlerini aşağıda, yeraltında olup bitenden ayırma, yeter.”
Buradaki insanların her sohbete neden havaya ilişkin yorumlarla başladığını da bir türlü anlayamadım. Havadan sudan konuşmalar korkutur beni. Söyleyecek bir şey bulamam. Sırf bir şeyler söylemiş olmak için iletişim kurmanın ne anlamı var?
“İnsanları olduğu gibi görebiliyorum. Onları her şeyden soyutlayabiliyor, sığlıklarını, kofluklarını görebiliyorum. Onları soyuyorum, onlar da renklerin, kisvelerin yükünden kurtulduğu için rahatlıyor.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hamam Böceği
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
270
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752898653
Kitabın türü:
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Değişim başlıyor. Tövbe edin, sizi kendini beğenmiş, dik konumdaki yaratıklar!

Kafka'nın böceği Gregor Samsa'nın kabuğunun parlaklığı hâlâ gözlerimizi kamaştırıyor ve Dostoyevski'nin yeraltı yaratıkları hâlâ zihinlerimizde kıpırdanıp duruyorken, Rawi Hage, "hamamböceği" ve "yeraltı" imgelerine bambaşka bir boyut kazandırıyor.

Hage'in Ortadoğu'dan Kanada'ya, Montreal'in arka mahallelerine göçen isimsiz kahramanıyla başarısız bir intihar girişiminin ardından tanışıyoruz. Kendisini yarı insan yarı hamamböceği olarak gören bu kahramanı intihara sürükleyen nedenler ve yine göçmenlerden oluşan yakın çevresinin geçmişi yavaş yavaş gözler önüne serilirken, bir yandan da Kanada'nın "soğukluğunda" tutunma çabaları aktarılıyor. Hamamböceği, Hage'e Uluslararası Impac Dublin Edebiyat Ödülünü kazandıran ilk romanı De Niro'nun Oyunu'ndaki gibi, bir varoluş mücadelesi aynı zamanda.

Sudan kalkan rüzgâr, ırmak kıyısında iyice ayaza kesmişti. Ona sırtımı döndüm, kiliseleriyle, eski evleriyle, yüksek binalara yer açmaya hazırlanan eski kente baktım. Buraya nasıl geldiğimi merak ettim. Ne kadar saçma. Çok saçma. Asıl soru şuydu: Sonunu nerede getirmeli? Yerinden ayrılanların tamamı, yaşamlarını iyileştirmek için göç ederler, benim amacımsa ölümümü iyileştirmekti. Belki de önemli olan bitiş şeklidir, yaşama şekli değil, diye düşündüm. Belki de biz, tıpkı filler gibi, seçtiğimiz mezarlara doğru ilerliyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Gökmen Ortaç
  • Witgenstein
  • Terlikle Vurunca Ölmüş Gibi Yapan Hamamböceği
  • Ayca
  • missprufrock

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%25 (1)
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0