Homo Hereticus

Homo Hereticus
@ArturoDandini
okur; amatör insan
Jean-Pierre Peter Antikçağ'dan beri acıyı kültürle ilişkilendiren özellikleri inceden inceye çözümlemiş; Stoacılığın ve Epikurosçuluğun da kanıtladığı gibi, aşırı dayanıklılığın taşıdığı değerin altını çizmiştir. Hıristiyanlığın mesajı da etkili biçimde bu geleneğin içinde yer alır. Gençliğinde Mani'nin öğrencilerinin ikiciliğine karşı uzun süre mücadele eden Augustinus, kötülük sorunuyla uğraşırken, yeryüzünde acının varlığını açıklamak için ilk günah dogmasına başvurur. Kötülüğü günahtan ayrı tutmak olanaksızdır, çünkü Tanrı adildir. İnsanların iyiliği ve esenliği için düşünmüştür acıyı - öncelikle de İsa'nınkini. Acı, Tanrı'ya yaklaşmanın en hızlı yoludur. Kurtuluşun ilk adımıdır. Tanrı lütfunun izlediği yolu gösterir. Augustinusçu bakış açısı "bedenle ruhun karşılıklı dışsallığını yaratır. Bunun sonucu olarak, "ruhun zaferini açığa vurmak için, bedenin bozgununu gözler önüne sermek ya da o bozgunu hazırlamak gerekir."
Beden Kültürünün Merkezindeki Haz ve Acı/Bedenin Acıları, Sıkıntıları ve Sefaleti/Acı ve Sıkıntı
Descartes'a göre, acı, ruhun algıladığı bir şeydir; bu yüzden makine-hayvanı ilgilendirmez.
Beden Kültürünün Merkezindeki Haz ve Acı/Bedenin Acıları, Sıkıntıları ve Sefaleti/Acı ve Sıkıntı
Bedenin belleğin gelişiminde belirleyici bir rol üstlenmesi, gözlemlenen acının ve duyumsanan acının tarihinin açığa çıkarılmasını gerektirir, ne var ki duyumsanan acı çoğunlukla sonradan tanımlanır. Antikçağ'dan 18. yüzyılın sonuna dek, hekimler farklı acı biçimlerini birbirinden ayırmaya çalışmışlardır; bu da acının "başkaları tarafından anlaşılmayan tıbbi bir dil"e mahkûm edilmesine neden olmuştur. Bu "tanımlama takıntısı," acının mekanizmalarının araştırılmasını geciktirmiştir.
Beden Kültürünün Merkezindeki Haz ve Acı/Bedenin Acıları, Sıkıntıları ve Sefaleti/Acı ve Sıkıntı
Acı, bedene kazınan ve belleğe biçim veren öznel bir deneyim, "psikolojik bir olay"dır. Kendi içinde acıyı yaşama biçimleri, ona kulak verme şekilleri, acıyı karşılama ve dile getirme tarzları yavaş yavaş kimliği oluşturur. Acı bireyin tarihinin okunmasını sağlar. Kronik acı, işi yaşama biçim vermeye kadar vardırır. Düşünceyi felce uğratıp ötekilerle olan ilişkileri değiştirebilir.
Beden Kültürünün Merkezindeki Haz ve Acı/Bedenin Acıları, Sıkıntıları ve Sefaleti/Acı ve Sıkıntı
"Acı sözcüğünü bedenin bazı organlarına ya da tüm bedene yerleşmiş olarak hissedilen duygulanımlar için, sıkıntı sözcüğünüyse düşünselliğe, dile, kendiyle olan ilişkiyle, ötekiyle olan ilişkiye, anlamla, sorgulamayla olan ilişkiye yönelik duygulanımlar için kullanmak konusunda anlaşalım" diye yazar Paul Ricœur. Marie-Jeanne Lavilatte da bu ayrımdan çok uzak değildir, tıp metinleri üstüne geniş kapsamlı bir çözümlemenin sonunda şöyle yazar: "Acı daha ziyade uzamsaldır (...) şeyleştirilmeye daha elverişlidir," "sıkıntıysa görülebilen, bakılabilen (...) bir acıdır."
Beden Kültürünün Merkezindeki Haz ve Acı/Bedenin Acıları, Sıkıntıları ve Sefaleti/Acı ve Sıkıntı