İnsanlık kötüye gitmez...
Her canlı organizma gibi kendini yaşatacak ortama doğru akar.
Herkes sürükleniyor...
Bir nehrin suları bizi önüne katmış götürüyor. İnsanlar akıntıdan kurtulmak için kıyıdan sarkan dallara tutunmaya çalışıyorlar. Kimi din dalına tutunuyor, kimi milliyetçilik, kimi ise nihilizme gömülüyor.
Yıllar önce Bosna Hersek'te yaşanan zor dönemlerin insanların hayatında nasıl derin izler bıraktığını, hayatlarının nasıl altüst olduğunu anlatan, çok etkileyici bir roman...
Kitapta sadece bir aşk hikayesi yok, aynı zamanda savaşın, göçün, ayrılıkların ve yaşanan acıların insanları nasıl değiştirdiğini de görüyorsunuz. Her konuda hissizleşmek ne demek tanımlasını öğreniyorsunuz.
Asıl konu birbirini seven ve sevgisinden vazgeçmeyen iki genç. Ancak, dönemin karışık ve zor şartları onların hayatını bambaşka bir yöne sürüklüyor. Okurken hem onların yaşadıklarını merak ediyorsunuz hem de o dönemde insanların neler yaşadığını empati yapabiliyorsunuz. Anlatılanlar, özellikle kadınların, her savaşta olduğu gibi burada da en çok zarar gören kişiler olduğunu bir kez daha ispatlıyor.
Yazarımızın anlatımı sade ve akıcı olduğu için kitap kolay ilerliyor. Ama anlatılan hikaye insanın boğazında bir yumru bırakıyor. Özellikle vatanından kopmak zorunda kalan insanların yaşadığı özlemler, uğradıkları tecavüzler, işkenceler ve acılar bugünlerde yaşanılan savaşın yıllar önceki şekil değişmiş hali gibi. Şimdilerde çayımızı, kahvemizi içerken, koltuklarımızda uzanıp yorumladığımız savaşı da gelecek nesiller belki böyle kitaplardan okuyacaklar. Acı, hüzün, kayıp, korku aynı ancak ülkeler farklı...
Duygusal ve gerçek hayat izleri taşıyan hikayeleri sevenlerin sevebileceğini düşündüğüm hüzünlü ve yine keyifle okunmayacak kitaplardan.
Okurken sık sık dinlediğim, belki de benim hikayeyle bütünleştirdiğim Kan Çiçekleri de ilişsin buraya. İyi okumalar.
youtu.be/HKGtoGjVPoc?si=...
İncir Kuşları Sinan Akyüz · Alfa Yayınları · 201733,3bin okunma