Bu kitabın bende bıraktığı hissiyatı nasıl anlatabilirim bilemedim. Bir arkadaşımın tavsiyesisi üzerine ilk defa olarak bir İran romanı okumaya başladım, çok bilindik bir kitap değil. Kapağı ve ilk sayfaları "sıradan bir zengin kız fakir oğlan aşkı işte" dedirtti. Ama okudukça kapıldım. İran sinemasında ki masalsı hissi veriyor kesinlikle.
Zengin ve soylu bir ailenin kızı olan Mahbube'nin bir marangoz çırağına aşık olması ile başlayan hikâyesini yine Mahbube 'nin dilinden anlatıyor. Farklı dünyalara ait olan insanların arasındaki uçurumun seksen yıl önce nasıl ise bugün yine aynı olduğunu görüyoruz. Toplumsal yapı, kültür, aile bağları, aşk ... Hepsine değiniyor, hepsini sorgulatıyor .
İlk kez bir kitabı okurken çok ağladım ve ilk kez bir roman için ileride muhakkak tekrar okuyacam dedim. Son olarak Kesinlikle her genç kızın evlenmeden önce okuması gereken bir kitap.
Aşk şarap gibidir mahbube. Ağır ağır olgunlaşması, kendi lezzetini bulup sarhoşluk vermesi için yıllarca bekletmen gerekir. Yoksa yüksek ısı çabuk terletir. Fırsat ver bana . Olur ki mutlu ederim seni.
Şayet yeryüzünde bir cennet mevcut ise ve eğer saadet anlaşılabilir bir şeyse, tek çatı altında bir karı kocanın huzurundan, aşkından başka bir şey değildir.