Durgun bir huzursuzluk benim bineğim ve her şeyin bittiği durağa doğru yol alıyorum, birbirine benzeyen, düz mimarili ve zevksiz evler sıralı halde saygı duruşundalar önümde, çünkü onlar da çok sarsıldı temelden benim gibi ama çatırdayan kolonlarını makyajlayıp yerlerinde kalmayı tercih ettiler. Ben sıkıldım bu samimiyetsiz meseleden, körelen gagasını kayaya vurup kırarak yenisinin çıkmasını bekleyecek bir kartal kadar cesurum bu eylemde. Geride kalan binaları, insanları biraz umursasam da onlar kadar maskem yok, bu noktadan sonra saklayamam yüzümü, maskeli balomdan çılgınca ayrıldım, artık sırada dansa davet var. Neredeyse vardım her şeyin bittiği yere, menzil azaldıkça kafamdaki toplumsal kurallar ve normlar bir bir eksiliyor, bayram karşılamaları, el öpmeler, arkadan su dökmeler... Dudaklarımı amasız bir gülümseme kaplıyor, kara görüldü kaptan, şimdi toplumun üstümüze biz daha ufacık çocukken giydirdiği gömlekleri çıkartıp yakma vaktidir, ceketimin iç cebinde yıllardır sakladığım tek çöplü kibrit boşuna değil!