Serhat Çetinkaya

Serhat Çetinkaya
@Asilyasayan
En sevdiğime
Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Reklam
Güneş gözlerine bandı mı ışığı Vakit aydınlıktır renginle o sıra Ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki… Sen hafif ve yoksun esen yel Serinliği taşıdığın diyarlarda tek Yaprakların yegane dans ettireni Tozu dumana katmanın becerisinde Soruyorum şimdi sana: “Yine hangi rüzgarın emrine amadesin? ” Vakit serptiğin su damlalarıyla Islanmaktır ince ince o sıra Bozuk bir pergelle yol çizdiğim martılar Ağır aksak bir göçün yörüngesinde Ey yolunu kaybeden beyaz martılar Soruyorum şimdi size: “Yine hangi sıcağın çekimindesiniz? ” Şimdi bir ayçiçeği gibi döndüğünde güneşe Bir de güneş gözlerine bandı mı ışığı Vakit geçmiyordur durmuştur o sıra Ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki Alper Gencer Hazal D💓💓💓♥️♥️♥️💕💕❤️❤️🔥🔥
Sen uykusuzluk nedir bilir misin Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu bütün gece Ve bütün bir gün Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç Gelmeyince Seni aramayınca Ölesiye ağladın mı Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı Sen günden güne erimeyi bilir misin Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi Bir teselli aramayı Issız parklarda, tenha sokaklarda Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi Eskimiş bir gömlek gibi Atılmışlığını hissettiğin oldu mu Sevmekten Günler geceler boyunca yürümekten Elin ayağın yoruldu mu Sen yalnızlığın acısını bilir misin Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı Bütün gururunu çiğneyip
Yalnızca benden kaçma yeter Boş sözler de etsen duymak istiyorum seni Sağır olsan gönlüm sözlerini ister Dilsiz olsan gördüğünü. Kör olsam, seni görmek isterdim Sen yanımda yol gösterici oldun Uzun yolun daha yarısı bile aşılmadı Bir düşün içinde yaşadığımız karanlığı 'Bırak beni yaralıyım' desen de boşa Görevden dönülmez, yalnızca ertelenir Başka bir yerde değil, yalnızca burda Bilirsin özgür değildir gereksinilen kimse Gönlüm herşeyden önce seni ister Biz de diyebilirim, ben yerine. Bertolt Brecht Hazal D♥️♥️💗💗
Gülüşün
Al ekmeği benden istersen havayı da ama gülüşünden mahrum etme beni. Koyma gülsüz ve çiçeksiz beni, sevinciyle coşarak parıldayan sudan ve senden yayılan gümüşün kıvılcımlarından. Bu çetin ve uzun kavgamdan yorgun gözlerle dönerim ve görürüm ayaklar altında bu değişmeyen toprağı; ama o sevecen gülüşün yükselir gökyüzüne peşimden ve ardına dek açar yaşamın tüm kapılarını benim için. Sevdalım, zifiri karanlıkta bile gülümse bana ve ansızın saçılıyorsa Kanım sokak taşlarına, gülüver çünkü gülüşün eştir yalın bir kılıca. Sonbaharda denizle birlikte gülüşün coşturmalı
Reklam