Bertolt Brecht

Bertolt Brecht

Yazar
8.7/10
315 Kişi
·
976
Okunma
·
470
Beğeni
·
24,2bin
Gösterim
Adı:
Bertolt Brecht
Unvan:
Alman Şair, Oyun Yazarı ve Tiyatro Yönetmeni
Doğum:
Augsburg, Almanya, 10 Şubat 1898
Ölüm:
Doğu Berlin, Almanya, 14 Ağustos 1956
Bertolt Brecht, kısaca Bert Brecht. Asıl adı Eugen Berthold Friedrich Brecht (d.10 Şubat 1898 Augsburg - ö.14 Ağustos 1956 Berlin) 20. yüzyılın en etkili Alman şairi, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni olarak nitelendirilir. Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiştir. Daha önce Erwin Piscator tarafından adı konulan epik tiyatronun, diğer bir deyişle "Diyalektik Tiyatro"nun kurucusudur. Brecht kendisini (Walter Benjamin'e söylediği gibi) "komünist" olarak tanımlar.
İnsanlığın en önemli güdüsü kendisini ifade etmektir, yani kişiliğini ebedileştirmek. Bunun nasıl ve ne yolda olması önemli değil. Biri ata binmek ister, öbürü masa yapmak ister; sevgili tahtasını eline alıp, aletleriyle bir odaya kapanmaktan mutluluk duyar. Bir şey istemeyen, her şeyi sadece para kazanmak için yapan insan zavallının biridir, sonunda istediği parayı kazansa da. Önemli olan eksiktir onda. Bir şey olmadığı için bir şey yapmak istememektedir.
Ey mutsuzlar! Kardeşlerinizi boğazlıyorlar, göz yumuyorsunuz.
Çığlıklar duyuluyor, ama siz susuyorsunuz.
Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki,
Sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz! Ne tuhaf yer burası, sizler nasıl insanlarsınız!
Haksızlık varsa bir yerde eğer ayaklanmalı insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsın o şehir yerin dibine.
Yansın bitsin, kül olsun karanlıklar basmadan!
Ve ancak;
aşağıdakiler, aşağıda oturduğu sürece
kalabilirler orada.
Yukarıda olamazlar çünkü,
ötekiler yerlerini bırakıp çıksalar yukarı.
bu yüzden isterler ki;
aşağıdakiler sonsuza dek
hep orada kalsınlar.
çıkmasınlar yukarı.
Bir de, aşağıda daha çok insan olmalı yukardakilerden.
Yoksa durmaz tahterevalli.
tahterevalli.
evet, bütün düzen bir tahterevalli.
642 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Böyle yazar oyunlarının sahnelendiği sahnelerde. O tiyatro ustası, şiirler ve roman yazan, dolu dolu yaşayan, arı gibi, sanat dokuyan bir insan, güzel insan...

"Sanat, dünyayı yansıtan bir ayna değil, dünyanın onunla şekillendirildiği bir çekiçtir."

Dünyayı böyle görür. Bu kadar çok tiyatroyu bu yüzden mi yazmıştır. Sadece dünyayı şekillendirmek için çekiç olarak mı kullanmıştır tiyatroyu?
Elbet ki değil...

Bu kitabının 319. sayfasında "Gecede Trampet Sesleri" nin notlarında şöyle söyler.
" Oyunumun konusunu seçerken parasal kaygılar etkili olduğundan, kamunun ilgisi sebebiyle mutlaka bir aşk hikayesi bana zorunlu göründü. "
Çünkü toplumcu, sosyalist, marksist Brecht, bu oyunu maddiyatı düşünerek yazmıştır.
Çünkü toplumsal duyar, her zaman acı olaylarla kasılsa da , içe döndüğünde yine aşka, elbiselere, takılara, dedikodulara yönelecektir. Brecht de bunun farkındadır ve aşka da böylece oyunlarında yer vermiştir. Tabiki yine taşlayarak.

1920 ' li yıllarda Yeni Nesnelcilik edebiyatında büyük kentler ve o büyük kentlerin sorunsalıyla mücadele eden yada bizzat içinde debelenen karakterler belirir oyunlarında. Bu karakterler kendisiyle beraber karşı bireyci yazımı da yaratır. En belirgin olanları şüphesiz ki

" Baal, Kragler, Garga, Shlınk, Paduk, Balıkçı...

1- BAAL ,
Gerçek bir karakterdir aslında. Gece alemlerindeki bir berduş. Villon... Savruk yaşamın müzikalcisi, şiirler yazan derbeder. Bütün ömrü orospuların ve bıçkınların arasında, tavernalarda geçen bu adamın öyküsünü duyan Brect, onu Baal olarak tiyatrosuna kazandırır. Tabiki Villon ' u görememiştir aslında. Duyduğu kadarıyla. Tuvalete yazılan o kadar içten bir şiirle tanıtır ki bize onu Brecht, şöyleki;

Hayatta en sevdiğim yer, derdi Orge:
Yüz numaradır, yani heladır be!
Orada keyiflenirsin her yerden çok,
Çünkü tepende yıldızlar, dibinde bok.

Böyle şiirlerle toplum arasında bir yer edinir kendine Baal. Onu anlamak cidden zor iştir. Bütün Oyunları 1 Brecht'in ilk yazınımlarıdır ve bu yüzden biraz ham gelebilir.
Ama hamlığını değil, hamiliğini görün Brecht' in.

Velhasıl böyle ilginç tipler yer alır, serinin ilk kitabında. Severek okuyabileceğiniz bir eser. Kitabın boyutu biraz büyük, sayfa sayısı biraz fazla azametli gibi dursa da yazı boyutu çok güzel. Gözü yormadan okunabilir.


Aslında ağır bir roman okuyorsanız ya da yoğun günler yaşıyorsanız da kafa dinlemek için birebir. Ülkemizde hak ettiği değeri henüz göremese de tiyatro dünyanın en güzel uğraşlarından, izlenilerinden biridir diyorum Bütün Oyunları 2 yi okumak üzere elime alırken.

İzlemek veya okumak dileğiyle...
251 syf.
·4 günde
Bertolt Brecht' in ismini duyduğumda bir arkadaşıma okuyup okumadığını ve nasıl olduğunu sorduğumda şaşkın bir şekilde " sen Brecht nasıl okumazsın" diyerek elime tutuşturduğu kitaptır.
Kötü mü yaptı tabi ki hayır çok da iyi yaptı. Brecht' i tanımak çok hoşuma gitti.
Brecht' in sadece kitapları değil tiyatroda da ne kadar ünlü olduğunu öğrenmiş oldum.
Kitaba gelirsek Julius Caesar' ın ölümünden 20 yıl sonra Caesar' ın hayatını yazmak isteyen bir araştırmacının, Caesar' ın sekreteri ve kölesi olan Rarus' un günlüklerine ulaşma çabasıyla başlıyor.
Daha sonra Rarus' un günlüklerini okuyoruz.
Kitap Tarihi-Roman olmasına rağmen günümüzde geçiyormuş tadı taşıyor. Zaten işin siyasi boyutuna baktığımızda o günden bugüne pek bir şeyin değişmediğini görüyoruz.
Kitapta günlük okumamıza rağmen hızlı ve akıcı bir şekilde devam ediyor.
Okumak tabi ki size kalmış ama tarih ve siyaseti severseniz es geçmemeniz gereken kitaplardan biridir kanımca.
362 syf.
·4 günde·10/10
Beş Paralık Roman tek kelimeyle muhteşemdi, bayılarak okudum. Savaş ve sistem eleştirisi muazzam bir kurguya yedirilmiş, son derece sağlam karakterlerle anlatılmış. Hem edebi açıdan oldukça doyurucu, hem de eleştirileriyle oldukça sarsıcı bir klasik. Bertolt Brecht’in tarzı Charles Dickens’a benziyor biraz, özellikle Müşterek Dostumuz’u anımsattı kitap yer yer. 1900’lerin başında, Afrika’daki İngiliz sömürgelerinde savaşlar sürerken, Londra’daki insanlar, askerler, halk, tüccarlar, politikacılar ve finans sektörü resmediliyor. Oldukça akıcı ve sürükleyici. Mutlaka ama mutlaka okuyun.
480 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bu kitabı Eco kitabı olarak aldım. Eco'nun bir nette okuduğum bir yazısıyla (o yazıyı tamamen(ani kısmı hariç) paylaşmıştım dilerseniz okuyabilirsiniz, benim iletilerde mevcut) tanıdım. Kitap hakkında az bilgiye ulaştım ve kitabı aldım. Kitap Eco'ya ait değilmiş ve sadece yazısı bulunuyor. Yinede pisman olmadım.

Bu kitap Sibel ÖZBUDUN ve Temel DEMIRER'in kendi yazıları ve
Samir AMİN, (Bence en güzel yazı)
Bertolt BRECHT,
Umberto ECO,
Pierre MILZA
William I. ROBINSON'un yazılarından olan derlemelerden oluşuyor.

Önce derleyenler girizgaha Umberto Eco'nun "Fasizmin maskesini düşürmek ve ona her an dikkatli olmak." Sözüyle vurgu yaparak başlıyor.
Faşizm nedir: Fasizm yalnızca şiddet değildir; sermayenin saldırgan politikalarının toplamıdır. Diyor derleyenler.
Nitekim Guerin Faşizm ve Büyük Sermaye kitabınıda bu konu üzerine kurmuştur.
Bence dünya üzerindeki savaşların %90 sermaye derdidir ve dinler-ideolojileri insanlar kılıf olarak kullanmıştır. Bunu Haçlı seferlerini inceleyerek daha kolay ulaşabilirsiniz.
Sermaye Faşizmin temelidir.

Ilk bölüm Faşizm ilk konular.
1) Fasizm Belgeleri(Pierre Milza) ile başlıyor.
Ilk alt başlık
A) Italyan Faşizmi
Diktatör Mussolini, yöntem, hedef ve karşıt gruplar seklinde devam ediyor
B) Almanya
Secimin getirdiği diktatör Hitler ve belgeler
C) Fasizm Tipleri

2) Bertolt Brecht'in Faşizm üstüne yazılardan oluşuyor.

3) Temel Demirer Devletler ve Fasizmler yazısı

4) Umberto Ur Fasizm ya da Sonsuz Faşizm: kitabı bana aldıran yazı bu yazı New York Book Review'de yayınlanmış 22.06.1995
Ilk başta çocukluk yıllarındaki yani Mussolini dönemindeki hatıralarını anlatıyor. Sonra benim paylaştığım yazinin kısmı var.

5) Samir Amin'in çok güzel yazısı Çağdaş Kapitalizmde Faşizmin Dönüşü
Bence okunması gereken bir yazı.

6) William Robinson Küresel Kapitalizm: Insanlık Krizi ve 21. Yüzyıl Fasizmi Hayaleti
Guzel yazılardan birisi


2. Bölüm Irkçılık
3. Bölüm Ayrımcılık
4. Bölüm Tavırlar
Bu üç bölüm dogrudan doğruya derleyenlerin yazıları bulunmaktadır.

Güzel bir kitap .
440 syf.
11 kitaplık bu külliyatın ilk kitabı ile başlıyoruz. Bütün Oyunlar serisi hem Agora Kitaplığı hem de Mitos Boyut tarafından basıldı. Ben Mitos Boyut serisinin PDF halini edindim onu okuyorum. 11 tane oyun yer alıyor bu kitapta Brecht'in bu külliyatı üzerine pek az konuşulmuş o yüzden epik tiyatronun öncü ismi için okuduğum ciltlere inceleme yazmak istiyorum. Agora kitaplığı tarafından 11 ciltlik külliyatı yeniden basılmıştı. Geçen günlerde bir bakayım dedim çok uygun bir fiyata satılıyor kitaplar. Lakin her zaman olduğu gibi 11 kitabın sadece üç dört tanesi var onları alabildim. Okuma kültürümüzün yoksulluğunun sonucudur bu. Brecht gibi bir ismin oyun külliyatını bile bir arada bulamıyoruz..

Brecht'in çocukluk yılları katı bir dini eğitim ile geçmiştir. Anne ve Anneannesi onun çocukluk yıllarında İncil üzerine epey deyişler yapmışlardır. Bu kitapta da ilk oyunlari yer alıyor. İncil'e onlarca gönderme var çocukluk yıllarındaki dini esintiler buna neden olmaktadır. 16-21 yaşları arasında yazdığı oyunları içeriyor bu cilt. O yüzden çok yüksek bir beklentim yoktu. Geceden Trampet Sesleri oyununu diğerlerine nazaran daha çok beğendim. Kalan oyunlar genelde tek perdelik oyunlardı. Tarih, din ve mitoloji göndermeleri yer alıyor. Dipnotlar ve açıklamalar kitabın sonunda yer alıyor. Ve üç beş sayfa değil açıklama kısmı tam 110 sayfa. Ben çok faydalı buldum bu bölümü. Eserlerin oluşum süreci, gösterimi ve yankılarını anlamak için çok yararlı bilgiler yer alıyor. İlk metinden itibaren bir tarafta oyun bir tarafta açıklamalar-dipnotlar olacak şekilde okudum. Brecht önemsediğim bir isimdir. O yüzden yavaş yavaş bu 11 eserlik külliyatı bitireceğim. Sıralamada yukarı doğru çıktıkça çok daha deneyimli ve çok daha etkileyici bir Brecht olacağı kesin o yüzden okumayı düşünürseniz ilk başlarda biraz daha sabırlı olmanız gerekmektedir.



1. oyun, İncil:

Çok kısa bir oyundur. Brecht'in ilk eseridir. 1913 yılında yazılmıştır. Brecht henüz 15 yaşındadır. Babasp Katolik annesı Protestan olan Brecht dinsel açıdan karmaşık bir çocukluk geçirmiştir. Büyükannesi ona sürekli İncil'den bölümler okur, Annesi ise İncil'de geçen deyişleri sürekli evin içinde kullanır. Brecht de bu oyunda Katolikler tarafından kuşatılan bir Protestan kentinde geçen aile içi bir konuyu ele alır. 16. Yüzyılda Nederland'ın İspanyol-Katolik birliklerine karşı verdiği özgürlük mücadelesinden esinlenmiş olduğu yazılmaktadır. Eser içinde günlük hayatında olduğu gibi büyükbaba sürekli İncil'den bölümler okur. Aile üyeleri de İncil'de geçen deyişlere göndermeler yapar. Kısacık oyunda İncil'e 11 tane gönderme yapılmıştır.

2-3-4. Oyunlar BAAL

Bu oyun Brecht'in sürekli oynamalar yaptığı bir oyun. İlk yazımı 1918'de yapılmış ve sonrasında farklı yıllarda başka düzeltmeler yapılmış. Bu kitapta da üç farklı versiyonu yer alıyor. 1918'de Brecht, arkadaşı Caspar Neher'e şu haberi iletir: "XV. yüzyılda Bretagne'da katil, sokak soyguncusu ve balad şairi olan François Villon üstüne bir oyun yazmak istiyorum" O sıralar Villon'un yaşamı ve yapıtlarıyla Brecht çok ilgilenmişti, şiirlerinde de ondan esinlendiği hiç az değildir. Neher'e yazılan satırlar, Baal'e yönelik bir düşünsel ön adıma işarettir. Bu işaret, geniş anlamda Brecht'in üstünde uğraştığı, Villon'un, Rimbaud'nun, Verlain'in ve Frank Wedekind'in yaşam ve yapıtlarından meydana gelen edebi ve tematik malzemeyi göstermektedir; ki bir başka oyunun itkisi 1918 ilkbaharında ve yazında Baal'in ilk yazımını sağlayacaktır.
Baal aynı zamanda mitolojik bir figürdür. Baal lirik bir şair gibi gözükse de bazen sert söylemeleri olan bohem bir hayat süren bir karakter. Toplum kalıplarını kıran da bir şairdir. Kadın ve insan ilişkileri konusundaki söylemleri bize bunu ifade ediyor. Bu kitapta üç farklı yazımı var oyunun. Brecht'in kendisi de bu sürekli kurgu kırpmaları ve düzenleme işlerinden memnun olmadığını belirtiyor bazı mektuplarında. Ciddi anlamda metnin üç farklı tarihte yazılmış hallerini okuyunca siz de dikkat edeceksiniz metin gittikçe tatsız bir hale bürünmüş 1919 metni bana göre en başarılı olan metindir. En fazla ayrıntı, nüans bu metindedir o yüzden okunma süreci daha bir keyifli olmaktadır. İkinci metinde yani 1922 baskısında bazı kişiler ve onlarla olan diyaloglar metinden tamamen çıkarılacak. Anne figürü buna bir örnektir. Üçüncü metinde ise Baal'in edepsiz yaşamı çok daha fazla hafifletilmiş çünkü bu metin sahneye uyarlanacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Ama dediğim gibi favorim 1919 halidir. Tabii Brecht'in ilk oyunları bunlar cilt cilt ilerledikçe ustalığı daha da artacaktır. O yüzden gayet doğal olan yazar karmaşalarıdır bunlar...

5.Oyun, Gecede Trampet Sesleri:

Burada Rosa Luxemburg gömülü
Polonyalı bir Yahudi kadın
Alman işçilerinin öncü savaşçısı
Alman sömürücülerinin emriyle öldürüldü
Ezilenler, gömün ayrılıklarınızı!
Bertholt Brecht

Brecht bu eserinde 1919 Ocak çatışmaları ve Spartaküs oluşumunu konu edinmiştir.
15 Ocak 1919’da, sadece Almanya’nın değil dünya devrimci hareketinin iki öncü ismi, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht hunharca katledildi. Faili meçhul cinayetlerin en büyüklerindendir bunlar. Rosa devrimci hareketin çok önemli bir figürüdür. Onu hapishaneye sevk edecekleri bahanesiyle alırlar ve araca binmeden önce birkaç dipçik darbesiyle zarar verilir ona sonra bir teğmen onu silahla vuracak ve onu Landwehr Kanalı’na atacaklardı. Tam beş ay o nehirde kalacak Rosa'nın cesedi. Bulunacak ve bir arkadaşı tarafından teşhis edilecekti. Teşhis eden arkadaşı da Mathilde Jacop
1943'te Theresienstadt ölüm kampında Naziler tarafından öldürülecek... “Kızıl Rosa”, 13 Haziran 1919’da on binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni ile toprağa verilir. Öldürülen bir öncü isim daha Karl Liebknecht, yaşamını verdiği düşünce ve eylemlerini şu sözlerle anlatıyordu: “Sıkı durun. Kaçmadık. Yenilmedik... Çünkü Spartaküs – ateş ve ruh demektir, yürek ve can demektir, proleter devrimin iradesi ve eylemi demektir. Çünkü Spartaküs zafer özlemini, sınıf-bilinçli proletaryanın mücadele azmini temsil etmektedir... bunlar elde edildiği zaman, biz ister yaşayalım, ister yaşamayalım, programımız yaşayacaktır ve kurtulan halkların dünyasına egemen olacaktır. Her şeye rağmen!”


İşte bu oyun o yılların perde arkası bir nevi Spartaküs olacaktı oyunun adı sonradan Brecht değiştirip Gecede Trampet Sesleri yapmıştır. Üç farklı gösterimi var komedi-dram-komedi olarak sergilenmiş. Zaten komedi ve dram arasında ufak bir çizgi var bana göre en büyük acılarımıza bile bazen kahkaha atarken akar gözyaşlarımız..

Almanya'nın Afrika sömürgelerinde görev yapan bir asker olan Kragler Birinci Dünya Savaşı'ndan önce oraya gitmiş geride nişanlısı kalmıştır. Dört yıl boyunca onu bekleyen Anna'ya ailesi Kragler'in öldüğünü kendi hayatını kurması gerektiğini daima söyleyerek onu evlendirme peşindedirler. Bu yeni evlilik arifesinde Afrika'da esir düşen Kragler kaçıp geri gelir. Geldiği tarih Ocak çatışmalarına denk gelir. Almanya İmparatorluğunun askerlerinin bazıları Spartaküs içinde görev alan devrimci askerler. Kragler de onlardan biri. Trampet Sesleri Spartaküs'ün ayak seslerini duyuruyor. Artık Kragler özel hayatının sorunlarını mı devrimi mi seçecek bu bocalama ve burjuva yaşamının yansıması ile harmanlayarak mükemmel bir tarihi kesit sunuyor bize Brecht. İncil ve Baal beni pek etkilemedi. Lakin bu oyunla benim tanıdığım Brecht vücut bulmuş oldu.

6.Oyun, Düğün:

Brecht'in tek perdelik oyunlarından biridir. Burjuva aile yapısına bir eleştiri metnidir. Beş aylık hamile bir gelin ve onun düğün gecesinin oyunudur. Geleneksel aile yapısına düğün mekanizmasına göndermeler yapar Brecht. Aile kurmak için bakire bir kadın ve kutsal bir düğün gerekir. Alman aile yapısı için halbuki büyük bozuklukları da vardır burjuva yaşamının August Bebel'in de dediği gibi. "Burjuva dünyasının cinsel yaşamının bir yanını evlilik, diğer yanını fuhuş oluşturur. Evlilik madalyonun düz tarafı, fuhuş ise ters tarafıdır." Sırf Burjuva geleneği sürsün diye aylar boyu ev kurma, döşeme sürmüş gelinin de karnı burnunda düğün gecesi düzenlenmiş mükemmel bir eleştiri metni. Oyunun sonunda bekarete verilen göstermelik önemi de eleştirir. Damat zaten hamile olan eşine ithafen kadeh kaldırırken şöyle diyecektir:

DAMAT: ..soyumuzu çoğaltmanın ilk gecesi bizi bekliyor! Mukaddes denen o iş.


7.Oyun, DİLENCİ veya ÖLÜ KÖPEK:

Arka arkaya tek perdelik oyunlar var. Bu oyun da öyle. Toplumun en üst statüsünde bulunan Kayzer ve en altta bulunan Dilenci arasında geçen bir metindir. Diyalog, espri ve felsefi söylemler içerir bu metin. Köpeği ölen bir dilencinin acısını unutmak için Kayzer ile olan diyaloglarını okuyacağız. Dilencinin Kayzer'in olumlu ve olumsuz özelliklerini sıraladığı paragraflar dikkat çekicidir. Sahnelenmek için uygun bir metin değildir çünkü çok kısa bir oyundur. Buna yönelik de eleştiri almış Brecht. Lakin her oyun sahnelenecek diye bir şey yok.


8.Oyun, Şeytan Kovma


Yine tek perdelik bir oyun. 1919 yılında yazılmıştır. Bozulmuş otoritenin, ailenin, kilisenin ve kamu ahlâkının bir eleştiri metnidir. İki gencin ilişkisi ve bu ilişkiye otorite temsilcilerinin gözlemleri ile gelişen bir metindir. Çok kısa bir oyundur. Brecht hayattayken bu eseri sahnelenmemiştir. Brecht öldükten sonra 1975 yılında Basel'de Yeni Devlet Tiyatrosunun açılışında sahnelenmiştir. Çok iddialı bir eser olarak tanıtılmış ve 3 günde 30 seans halinde sergilenmiştir. Diğer bir ifadeyle hayatta olmayan bir yazarın eseri sömürülmüş. Tabii ki iddia edildiği kadar iyi bir oyun değildir. Ama reklam kampanyası işe yaradı sonuçta. Yazarlar öldükten yıllar sonra arşivlerden oyunlarını bulup ticari amaçla eserin kaymağını yemek de aşağılık insanoğluna yakışır ancak...

9.Oyun, KARANLIKTA IŞIK:

Yine 1919 yılında yazılan tek perdelik bir oyundur. Brecht hayattayken oynanan bir oyun değildir. İlk kez 1969 yılında Essen Şehir Tiyatrosunda sergilenmiştir. Bu oyunda Brecht Kapitalist iş uygulamalarından biri olan "fuhuş" sektörü üzerine komedi türünde bir eleştiri getirmiştir. Bir sokak düşünün bir tarafta Genelev var. Karşı tarafta Anti-Genelev var. O nedir? Cinsel hastalıklar yoluyla bulaşan Bel soğukluğu, Ulkus Molle ve Frengi gibi hastalıklara karşı insanları bilinçlendirme derneği. Görünürdeki amacı Fuhuş'u ortadan kaldırmak. Lakin bu binada verilen eğitimler ücretli bir Frengi eğitimi 2.5 Mark...

Kapitalist düzende her şey birbine bağlıdır. Fuhuş olmadan onun yarattığı hastalıkları tedavi edecek merkezler olmaz ve ikisi para ile çalışıyor. Yani bu mekanizmanın bataklığı da tedavisi de insanın parasını sömürmeye yöneliktir. Genelev sahibi kadının gelip bunu dernek sahibinin aklına sokması buna işaret etmektedir.

Lakin bu oyun 1969 da oynandığı vakit güldürü seviyesi o kadar yüksek olmuş ki vermek istediği mesajlar etkisiz kalmış insanların bir kahkahasında sıkışıp kalmıştır. Her şeyin fazlası zarar deyimi de karşımıza çıkıyor böylece...

10.Oyun, BALIK AVI:

Bu oyun Homeros'un Odysseia'sındaki 8. Bölümde geçen bir olayla benzerlik oluşturur. Afrodite'nin kocası Hefaistos Afrodite'yi Ares ile zina halinde basar bir ağ içinde yakalar. Bu durumu gören diğer Tanrılar da kahkahayı basar. Bu oyunda da bu aldatma durumunu dinleyen diğer balıkçılar da kahkahayı basar. Aldatma ile dinsel duygusallık arasında bir hesaplaşmayı işliyor oyunda Brecht yine tek perdelik bir oyundur. Ve 1919 yılının sonbaharında yazılmıştır. Brecht öldükten sonra oynanan bir oyundur.

11.Oyun, Ova:

Knut Hamsun'un Zachäus öyküsünden esinlenerek yazdığı bir operadır. Tek perdeliktir. Knut Hamsun'un eserinde kadın figürü yok Brecht uyarlamaya kadın karakter eklemiş ve oyunu biraz zenginleştirmr yoluna gitmiştir.
432 syf.
"Oğlu olarak yetiştim
Varlıklı insanların. Ailem
Boynuma bir yaka takıp yetiştirdi beni
Hizmet edilecek biri olarak ve öğretti bana
Buyurma sanatını. Ama
Büyüyüp çevreme baktığımda
Sevmedim sınıfımın insanlarını
Buyurmayı ve hizmet edilmeyi
Ve terkedip sınıfımı katıldım
Yoksul insanların arasına"

Brecht'i tanımayanlar için bir tanıtım şiiri olabilir yukarıdaki alıntı. Burjuva dünyasında geçen ilk yıllarından sonra halkın ekmeğinin peşinde koşmayacaksak nedir bu yaşamın anlamı diyerek gönüllü olarak işçi sınıfının davasında saf tutan bir insandır Brecht.

Brecht'in Toplu Oyunlar külliyatı çok az okunuyor. İnsanlarımız zaten tiyatronun okunabilir bir tür olduğuna kanaat getirmiş değil. Sahnelendiği vakitlerde de bilet fiyatları alt sınıfları aşacak boyutlarda olduğu için oradan da mahrum kalıyorlar. Artık opera izleme olanağını saymıyorum bile. Brecht'in davası alt sınıfların zincirlerinden kurtulması içindi. Ama bu davayı savunanlara en çok yabancı olanlar bu davanın mağdurlarıdır. Bir işçi tepesindeki yumruğun ağırlığından dolayı düşünsel anlamda hareket etme konusunda üşengeç davranmaktadır. Bu durumda uyanış nasıl sağlanacak?

İlk oyun olan Üç Kuruşluk Opera eserinde şöyle bir alıntı geçer:

"Şu dünyada öğütlerden geçilmez:
" Aman günah, ayıp, kötü, yanlış!"
Karnın açsa kuru öğüt çekilmez
Önce doyur da ardından konuş.
Nedense hep size göbek, bize ahlak .
Unutma , kulak ver de dinle bak,
İster böyle düşün, İster başka türlü:
Önce ekmek gelir, ardından ahlâk!
Dünya nimetleri bir koca ekmek,
Yoksullara da birer lokma gerek.'

"Nedense size göbek bize ahlak"

Üç Kuruşluk Opera için bir epik tiyatro denemesidir der Brecht. Öyledir de. Burjuva sınıfını alttan alta eleştirdiği her perdenin içinde birden çok tek ve korolu müzikli bölümün yer aldığı şahane bir metindir.

Üç Kuruşluk Opera John Gay'in 1728 yılında yazdığı Beggar's Opera adlı oyundan bir uyarlamadır. John Gay'in bu oyunu İngiltere'de süregelen politik entrikaların, rüşvetin, oy çalma vb. ahlaki kokuşmuşluğun zirvede olduğu bir dönemde yazılmıştır. Egemen sınıfları eleştiren bir metin kaleme almıştır. Brecht'in sınıf kavgasında yer aldığı taraf zaten belli onun müzikli bölümler için kendi metinlerinden eklediği sokak şarkıları ve balladlar bu uyarlamaya ayrı bir eleştirel bakış eklemiştir.

Brecht Beggar's Opera metninin güncelliği konusunda şöyle bir açıklamada bulunur:

"The Beggar's Opera'nın günümüze sosyolojik göndermeleri eksik değildir: İki yüzyıl önce olduğu gibi bugün de, bütün toplum katmanları, değişik şekillerde de olsa, ahlak içinde yaşamaktansa, ahlâkın sırtından geçinerek yaşamak gibi bir ahlâk düsturunu benimsemişlerdir."

(Uber Diye Dreigroschenoper/ Üç Kuruşluk Opera Hakkında)

Bu ifadeden sonra oyunda geçen Brecht şiirlerinden örnekler verelim:

"Ayıp" derler kadın işe çıkınca
"Hayat kadınlığı günah,yasak".
Önümüze bir lokma atın önce;
Öğüt dinlerim, doymuşsam ancak.
Bize "utan" deyip keyfimizi süren,
Aklımda yer eder versen kulak,
Gerçek aynı ne yanını çevirsen:
Önce ekmek gelir, ardından ahlak!
Dünya nimetleri bir koca ekmek,
Yoksullara da bir lokma gerek."

Bu ahlâk sorgusu aklıma geçen gün izlediğim bir edebiyat söyleşisini getirdi. Yazar Mine Söğüt'ün bir "Başka Bir Ahlâk" adlı söyleşisi.. Ahlâk kavramı binlerce yıldır gündemi meşgul eden bir kavram binlerce yıl sonra da gündemi meşgul edecek.. Ahlak kalıplarını, yasaları belirleyip bunların sırtından beslenenler olduğu sürece değişen pek bir şey olmayacak gibi duruyor. Şimdi Mine Söğüt'ün program linkini ekleyip sonra Brecht'in yasalar üzerine yazdığı bir kıtaya değinelim.

https://youtu.be/3T2UdcHywTE
https://youtu.be/DYltQAtMKFw
https://youtu.be/yf3d2gx8DFk

"Yasalar, yalnızca onları anlamayanları ve zorunluluk yüzünden uyamayanları sömürmek için yapılmıştır. Ve her kim ki bu sömürüden pay almak ister, yasalara milimi milimine uymak zorundadır."

Metnin olay örgüsü değinmek istemiyorum. Genel bir çerçeve çizmek istedim. Ama belirtmek isterim ki Brecht'in en sevilen eserlerinden biridir. Hem şair hem metin yazarı olan birinin elinden nasıl bir satirik, müzikli tiyatro çıkar onu da siz düşünün... Toplu oyunları okumasanız bile bu oyunun ayrı basımını edinip okumanızı tavsiye ederim. Yine oyunda geçen bir şiirle kapatalım Üç Kuruşluk Opera faslını....

"Şu dünyada öğütlerden geçilmez:
" Aman günah, ayıp, kötü, yanlış!"
Karnın açsa kuru öğüt çekilmez
Önce doyur da ardından konuş.
Nedense hep size göbek, bize ahlak .
Unutma , kulak ver de dinle bak,
İster böyle düşün, İster başka türlü:
Önce ekmek gelir, ardından ahlâk!
Dünya nimetleri bir koca ekmek,
Yoksullara da birer lokma gerek."

İkinci Oyun: MAHAGONNY KENTİNİN YÜKSELİŞİ ve DÜŞÜŞÜ

Brecht'in bu ciltte yer alan oyunları onun Dramatik operaya karşı yeni bir tür olarak koyduğu Epik Operanın ilk taslaklarındandır. Üç Kuruşluk Opera için Epik Opera denemesidir der. MAHAGONNY Kenti'de bir epik opera eseridir. Dramatik Burjuva Operası uyuşturucu ve keyif verici işlevi olan bir opera türüdür. Brecht'in ortaya koyduğu yeni bir tür olan Epik Opera'da ise keyif verici özellik devam etse de Burjuva yaşamana saldırı aralıksız bir şekilde devam etmektedir.

MAHAGONNY Kenti yeni kurulan bir tuzak kenttir. Varlıklı insanları eğlenceler ve isteklerin sınırsızlığı ile tuzağa çekmeye çalışan bir kent. Oyunun çoğu yerinde tekrar edilen durum parasız hiç bir şeyin olmayacağıdır. Varlıklar büyük kentlerden, sıkıntılardan kaçıp sığınacak altın kent olan MAHAGONNY'e. Erkeklerin de servetinin anahtarı şehvetinde saklı olduğu için buna yönelik de tuzaklar yer alır MAHAGONNY kentinde. Yüksek umutlarla kurulan bir burjuva avcısı kent MAHAGONNY..


Lakin kimseler düşmüyordu tuzağa. Beklenen avlar bir türlü gelmiyor herkesin gözü yollarda altın kent avcıları bekliyor limanlarda. Kara göründü bir müşteri elinde bavulu, cebinde parası. Paul Ackerman bıçak sallamada ünlü olan Paul. 7 yıl çalışıp cebine para koyup kentlerden Altın Kenti seçmiştir. Lakin bu kentte de aradığı şeyleri bulamayan bir yolcu. İçki, kadınlar ve benzeri uğraşları zaten başka yerde bulabilen Paul için bu altın kent değersizdir. Hem Paul'un beklentisini karşılamayan kent hem de kent sahiplerinin beklentisini karşılamayan Paul ikileminde başlar Burjuva yaşamına saldırı.
Brecht'in eserlerinde sürekli tarihsel ve dinsel göndermelerde bulunduğunu ilk cilde yaptığım incelemede belirtmiştim. Bu durum tüm Brecht tiyatrosu için geçerlidir. Bu oyunda da "Büyük Tufan'a" gönderme yapılır. Kasırgalar başlar. Tufan başlar... Herkes kentin sonunun geldiğini düşünür lakin MAHAGONNY ufak bir hasarla atlatır bu tufanı. Başlarına gelen her türlü felakete rağmen burjuva dünyasının huyunu değiştirmeyeceğini tufandan kurtulanların oluşturduğu insan katarlarının taşıdığı pankartlardan

İLK KATAR:

YAŞASIN PAHALILIK
YASASİN HERKESİN HERKESLE SAVAŞI
YAŞASIN KENTLERDEKİ KARGAŞA
YAŞASIN ALTIN YILLAR

İKİNCİ KATAR:

YAŞASIN MAL MÜLK
YAŞASIN BAŞKALARININ MÜLKSÜZLEŞTİRİLMESİ
YAŞASIN CENNET NİMETLERİNİN HAKÇA PAYLAŞILMASI
YAŞASIN DÜNYA NİMETLERİNİN HAKSIZCA PAYLAŞTIRILMASI.
YAŞASIN AŞK
YAŞASIN SATILIK AŞK
...
...

ÜÇÜNCÜ KATAR:

YAŞASIN PARABABALARININ ÖZGÜRLÜĞÜ
YAŞASIN SAVUNMASIZLARA KARŞI YÜREKLİLİK
YAŞASIN CANİLERİN ONURU
....

İNSAN KATARLARI geçmeden önce Paul ise şöyle sesleniyordu:

"Dünya böyle işte:
Rahatmış huzurmuş , yok öyle şey
Ama kasırgalar vardır hep
Ve tayfunlar, başa bela
Ve insan da tam böyledir:
O da yıkamalı ne varsa.
Kasırgaya ne gerek var sanki?
Ne yazar koca bir tayfun
Yeter ki bir insan azmayagörsün!
.....

Üçüncü Oyun: LİNDBERGHLERİN UÇUŞU
(Erkek ve kız çocukları için radyo öğreti oyunu)

Mayıs 1927 Amerikalı Charles Lindberg tasarladığı uçakla Atlas Okyanusunu aşan ilk kişi olmuştu. 33.1 saatte aşmıştı Atlas Okyanusunu. Ondan önce yapılan uçuş denemelerinde 30 km uzaklıklara varabilenlere 30 bin kilometrelik bir uçuşla cevap verir Lindberg. İşte bu başarı Brecht'i teknik bir başarı ve insani bir cesaret örneği olarak etkiler. Bunun üzerine bu radyo tiyatrosu metnini kaleme alır.

LİNDBERGHLERİN UÇUŞU metninden sonra gelen Anlaşma Üzerine Beden Öğreti Oyunu, Evet Diyen Hayır Diyen ve Önlem metinleri de öğreti oyunlarıdır. Bu metinlerde Brecht'in ideolojik kimliğinin yüzde yüze yakın bir yansımasını göreceğiz. Hakkın, Halkın Ekmeği davasında yaptığı uyarılar verdiği öğütleri daha fazla göreceğiz. Kısa oyunlardır bunlar. Ama Brecht'in tam anlamıyla Brecht olduğu oyun Önlem oyunudur. Bütün Oyunlar külliyatında üçüncü durak olan bu kitaba yetişene kadar Brecht'in ilk oyunlarını da okudum ilk cilde yazdığım incelemede gerçek Brecht'in ilerleyen ciltlerde daha çok görüneceğini belirtmiştim. Bu ciltte bildiğimiz tanıdığımız sarsıcı Brecht'in deyimlerine sık sık denk geldim.

Önlem oyununda geçen şu dörtlük Brecht'in kendisidir.

"Alnımızda yazıyor
Sömürüye karşı olduğumuz
Ezilenlerden yana olduğumuz
Kimliğimizdir bizim"


Anlaşma Üzerine Beden Öğreti Oyunu'nda geçen şu parça Brecht'in kendisidir..

"Bizimle birlikte yürümeli ve
Değiştirmelisiniz
Dünyanın yasasını ve
Ana yasayı.
Her şey değişecektir;
Dünya ve insanlık,
İnsanların sınıflar ayrılmasından doğan düzensizlik
Sömürü ve cehalet."

Demek istediğim Brecht ayan beyan ortadır. Okumak isteyenler bu satırları anımsasın. Brecht'in tiyatrosunda ezilenler: işçiler, dilenciler, sokak kadınları-çocukları sokak şarkıları yer alır. Kısaca burjuva tiyatrosunda yer almayan tüm "çirkinlikleri" bulacaksınız.

Brecht bir yazar olarak kendi davasının insanları üzerine bir sanat icra etmiştir. Operaları gerçekten çok etkileyici okurken ki etkilerin sahne performansı karşısında nasıl katlanacak olduğunu bilemiyorum henüz Brecht'in sahnelenen oyununa gitme imkanım olmadı. Ama koroların seslendirdikleri kısımları çok etkileyici bulacağımı tahmin edebiliyorum..

"Dünyanın tüm proleterlerinin ilerlemesinden
Ve dünyanın devrim sürecinden yanayım."

Dördüncü ciltte görüşmek üzere..
144 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Ayaklanma, iç savaş ve bunun gibi diğer şiddet içerikli hallerin kol gezdiği, Kafkasya'nın herhangi bir yerinde, herhangi bir döneminde; şehrin valisi idam edilmeye götürülürken karısı da şehirden kaçma durumundadır. Fakat bu durumda valinin karısı yanına alabileceği kıymetli eşyalarının derdindeyken yıkıntılar arasında unuttuğu küçük bebegi, kadının hiç aklına gelmez dahi, bırakıp gider. Sevdiceğini cepheye gönderen Gruşa ise bebeği alır, onun hayatı için kendi hayatını tehlikeye atar, muhtelif acılar falan derken... Azdak ise hayduttan bozma bir yargıçdır ve de her zaman halkın yanındadır. Yıllar sonra bir mahkemede, artık büyümüş olan bu bebeğin gerçek annesinin kim olduğunun kararını vermek durumundadır. Bakalım neler olacak...
'Kafkas Tebeşir Dairesi' oyununun destansı bir anlatım dili vardır. Bertolt Brecht'i ne kadar yüceltsek azdır. Oyunu dilimize kazandıran büyük usta Can Yücel'in yerel konuşma diline ne kadar hakim olduğunu gördükçe Yücel'in edebi dehasına her defasında tekrar hayran olmamak mümkün değil. Oyun günümüzde ülkemizde sahne alıyor mu bilmiyorum, 1980 senesinde bu çeviri ile Dostlar Tiyatrosu'nda sahnelenmiş. Bu sahnelemede ünlü isimler "Ahmet Gülhan, Cem Özer, Gülümser Gülhan, Yaman Okay" da rol almışlar, ' Azdak' rolünde ise ülkemizin önemli sanatçılarından 'Genco Erkal' yer almış. 'Kafkas Tebeşir Dairesi' Amerika'da Broadway'de müzikal olarak da sahnelenmiş.
Bu eseri okumanızı kuvvetle tavsiye edeceğim. Müthiş bir okuma deneyimidir. İyi okumalar...
359 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Daha başka beklentilerle alıp okuduğum kitap okunması kolay ama anlaşılması zor sınıftan.
Kitabın ana fikri, son kısma eklenen Walter Benjamin'in sonsözünde bahsettiği gibi: "Brecht hem sömürülenlerle, hem de sömürenlerle ilgilenir...." cümlesinde saklı.
Kapitalist sistemi, romanına konu olan karakterler ve olaylarla yerden yere vururken yaptığı derin kişilik tahlilleriyle romana ismini veren "beş paralık" insan figürlerini kullanmış. Burada kadın-erkek ayrımı yapmadığı gibi zengin-fakir ya da asil-soylu gibi ayrımlara girmeden her kesime dokunmuş.
Şiirleriyle tanıdığım yazarın bu romanında daha şiirsel bir dil ve daha keskin mesajlar beklerken yazımın başında belirttiğim beklentimin oluşmamasında ki etkenin ne olduğu konusunda da çelişkilere düştüm.
İletişim Yayınları Walter Benjamin'in romanla ilgili bir denemesini kitabın sonuna sonsöz olarak yerleştirmiş ve çok da iyi etmiş. Bu yazı adı üzerinde sonsöz ve mutlaka roman bitirildikten sonra okunmalı. Spoiler içeriyor ama sebebi spoiler içermesi değil. Sonuçta romanda birileri ölüyor, birileri yargılanıyor vs... Sonsözü okuyup bunları daha romanı okumadan bilmek romanın ritminden heyecanından bir şey kaybettireceği için değil, "Bu ve bunun gibi romanları okuduktan sonra ben de ne iz bıraktı?" ya da "İncelikle dokunmuş bu metinde yazarın aslında ne anlatmak istediğini yeterince özümseyebilmiş miyim?" gibi takıntılı olduğum bu konuda "Walter Benjamin gibi bir usta ile aynı bakış açısına sahip miyim?" sorularına cevap bulmak için iyi bir fırsat olarak gördüğüm için böyle bir okumayı öneriyorum.
Açıkçası kendi şahsıma kitaptan bana kalanlar konusunda Walter Benjamin ile pek de farklı düşünmediğimizi itiraf etmek istiyorum ama asıl kazancımın böylesine etkili ve usta bir şair-yazarın yine böylesine bir usta yazar tarafından yapıcı olarak eleştirildiği eseri okuma şansına sahip olduğunu söylemek istiyorum.
"Gelecek nesillerin Beş Paralık Roman'ın içinden kolayca çıkacağını umabiliriz" şeklinde biten sonsöz bir önceki paragrafta kastettiğimin bir cümlelik özeti aslında.
Bertold Brecht'in bu güzel kitabını, yergi türündeki edebi metinlere meraklı olan okurlara, okuduktan sonra üzerinde uzun uzun düşünmelerini önererek kütüphaneme kaldırıyorum.
125 syf.
·Beğendi·10/10
Savaşın ortasında kalmış satıcılık yapan dul bir annenin çocuklarının yaşamı ve hayatlarını idame ettirecekleri para arasında kalması ikilemi ile bize dünyanın en kutsal bağı olan annelik bağını, şefkatini, sevgisini sorgulatan ve hayatta kalma mücadelesiyle tüm çocuklarını birer birer kaybeden cesaret ananın çelişkilerle, kanla, savaşla geçen yaşamını anlatan muhteşem bir oyundur. "Savaşlar erkek icadıdır kadınlar ve çocuklar ise onların çıkar oyunlarının birer kurbanı..."

Yazarın biyografisi

Adı:
Bertolt Brecht
Unvan:
Alman Şair, Oyun Yazarı ve Tiyatro Yönetmeni
Doğum:
Augsburg, Almanya, 10 Şubat 1898
Ölüm:
Doğu Berlin, Almanya, 14 Ağustos 1956
Bertolt Brecht, kısaca Bert Brecht. Asıl adı Eugen Berthold Friedrich Brecht (d.10 Şubat 1898 Augsburg - ö.14 Ağustos 1956 Berlin) 20. yüzyılın en etkili Alman şairi, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni olarak nitelendirilir. Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiştir. Daha önce Erwin Piscator tarafından adı konulan epik tiyatronun, diğer bir deyişle "Diyalektik Tiyatro"nun kurucusudur. Brecht kendisini (Walter Benjamin'e söylediği gibi) "komünist" olarak tanımlar.

Yazar istatistikleri

  • 470 okur beğendi.
  • 976 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 1.440 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları