Serhat Çetinkaya

Serhat Çetinkaya
@Asilyasayan
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam! Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz. Çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl bitebilir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü temiz bir gömlek giyiyorum Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu hân-ı yağma Ama yorgunum, şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli bir pardesü Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir kitapları Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum öbür ucundaki ırmakları Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum istasyona Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su Ne yapsam... ne yapsam... her yerde bir hüzün tortusu Alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma Ben de çocuktum, sevgilerim olacaktı elbette Sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi her şey nasıl ölebilir, nasıl unutulur insan Ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl tarlalar Ne yapsam... ne yapsam... Dekart oluyorum sonradan... Sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş Çankaya'ya Bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara Bir çocuk bakıyor pencereden, hülyalı kocaman gözlü nefis bir çocuk
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
rastlaşmasak bulanır kırbaç tutan gözlerin ardındaki yalnızım, üfledin mumu gittin uzakta uyuyunca sandın ki söner kandil bir bakıma eksikti, her bakımdan çekinik yakandan bir gül düştü, dağıttın ezip geçtin denize sarı düştü, sen buna inanmadın başını kaldırsaydın güneşteydi mavilik dudakların birleşti açılmadı bir daha topladın bavulunu gözyaşların döküldü sığmadı ikimize bir kılıcın gezliği dışına yuvarlandık birlikteliğin ardındaki yalnızım, öncende küflü bir söz yosun tutmuş bir milat sarkıyor çevremizden omuzlarımız gergin o yükü taşımaktan sana avam geliyor gece gelen su sesi ben ise şarkılar besteliyorum ondan yatkınım dudaklarını aralayan her söze bohçan çözülse yeter, gönlü olur boşluğun bir rüzgar efil efil seslese bu sükutu akşamları çığlığı duyulur olur günün yatkınım gözündeki o merdiven boşluğa bakışların takılmış benli bir oruçluğa gölgeni unutmuşsun bir gün geri almaya geldiğinde hüzünden o parmağa bak sen yokken ben senle nişanlandım, üzgünüm bir genç kız ölüsünden yüzük yaptılar bana
Ben acılar denizinde boğulmuşum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını.. Ümit Yaşar Oğuzcan Hazal D💓💓💖💖♥️♥️♥️♥️
Kim beni çağırdı: sohrab! Tanıdık bir sesti, havanın yaprağı tanıdığı gibi. Annem uykuda, Menuçehr, pervane; belki de tüm şehir uykuda. Haziran gecesi, bir ağıt gibi, usulca ve soğuk bir esinti battaniyenin yeşil kenarından uykumu yıkmakta. Ayrılık kokusu var havada; yastığım sığırcık kanatlarının şarkısıyla dolu. Yeniden sabah olucak ve su ile dolu bu kabın üzerine gökyüzü gelecek. Gitmeliyim bu gece ben bütün açık pencerelerden bu bölgenin insanları ile konuştum, ama zamana benzer, tek kelime bile duymadım. Hiç kimse aşk dolu gözlerle toprağa bakmadı. Hiç kimse bahçenin görünümüne tutkun olmadı. Hiç kimse bahçedeki küçük kargayı ciddiye almadı. Kederliyim; bir bulut gibi. Gitmeliyim bu gece. Sadece yalnızlık gömleğimin sığacağı valizi alıp gitmeliyim, bu gece. Yaşlı çınarların olduğu bir yere gitmeliyim. Yine birisi beni çağırdı: Sohrab! Ayakkabılarım nerede? Sohrab Sepehri Hazal D💖💖💓💓♥️♥️❤️❤️
Sevinin Düzeni ve Düzensizliği Öğeleri sayacağım başlamak için Sesini gözlerini ellerini dudaklarını Yeryüzündeyim olur muydum yeryüzünde Sen de olmasan Bu ortamda yüzü dönük Denize tatlı suya Bu ortamda yalımım Gözlerimizde biçimlendiği Bu mutlu gözyaşlarının ortamı Girdim içine Erdemiyle ellerinin Tadıyla dudaklarının İlk insancıl davranış işte Beliren bir çayır tıpkı Susuşlarımız sözlerimiz Uçup giden aydınlık Yeniden gelen ışık Tanyeri alacakaranlık güldürür bizi İçinde bedenimizin Çiçeklenir oluşur ne varsa Samanlığında yaşantımın Yatırdım yaşlı kemiklerimi Tükettim orda. Paul Eluard Hazal D❤️❤️♥️♥️💓💓