Benimki gibi bir ailede, sevginin kazanılmasının gerekmediğini ve asla kaybedilmeyeceğini görebiliyorum. Yalnızca bir anlığına, bizi o şekilde görüyorum; hepimizi görüyorum. Eskisi gibi, bir arada. Barışmış. Göz alıcı.
Bugün nihayet denize girebildim. Gerçek olamayacak kadar güzeldi.
Simitle yüzdüm. Hayatımda ilk kez suyun içinde yürüdüm. Suyun kaldırma gücünden faydalanarak yürümeyi başardım. Annemle her zaman hayal ettiğimiz gibi el tutuşarak yürüdük.
Bizim en büyük rüyamızdı; sapasağlam, denklik içinde, el ele, kol kola, kafa kafaya, gönül gönüle YÜRÜMEK.
Sonunda suyun içinde de olsa bu hayalimizi gerçekleştirdik.
Yazık, anneciğim ne çok kahrımı çekti ve hala çeker.
Kadının elinde hiç büyütemediği ve asla büyütemeyeceği bir bebeği var. Her anne çocuğunun ilk adımlarını görmek; onun okula gidişine, meslek sahibi olup, aile kuruşuna şahit olmak ister. Eğer benim gibi bir kıza sahipse anne; bunların hiç birini göremez.
Fakat benim annem gene kesin bir edayla: "Ben özel bir anneyim. Çünkü senin gibi bir kıza sahibim. Diğer tüm anneler belki daha şanslı gibi dursa da; ellerinde senin gibi bir cennetin anahtarı yok." der.
Gerçi ben olsam da, olmasam da kesinlikle Cennet'e girer.