Hayatımın bir döneminin sona erdiğini, aklımın her zaman dürüst ve gerçekçi kalabilen sağlıklı yanıyla sezebiliyordum artık; ama yalnızlıktan korkan telaşlı yanım, bu gerçeği bütünüyle kabul etmeme engeldi.
"Bu ara uyuyamıyorum bazı geceler." diye fısıldadım suçlulukla.
"Merak etme geçer" dedi şefkatle. "Daha gençsin. Acılar yüzünden uykusuz kalmak için daha çok erken, korkma. Ama benim yaşıma gelince hayatta pişman olduğun şeyler varsa, sabahlara kadar yıldızları sayarak bekliyorsun. Sakın pişman olacağın bir şey yapma."
Mutluluk, benim için artık doğuştan Allah 'ın bana bağışladığı ve bir hak gibi, mesele etmeden benimsediğim bir şey olmaktan çıkmış; talihli, akıllı ve dikkatli insanların çalışarak elde edip koruyabildikleri bir nimete dönüşmüştü.
Bence insanlar taklit bir ürünü sahte olduğu için değil, "ucuza alındığı anlaşılabilir " korkusuyla kullanmak istemezler. Benim için kötü olan şey ise, tabii eşyanın kendisine değil markasına değer vermektir. Kendi duygularına değil de , başkalarının ne diyeceğine önem veren insanlar vardır ya hani...