dili öyle sade ve içten ki, okurken sanki kendi kafamın içini dinliyor gibi hissettim. Küçücük detaylardan koca duygular çıkarıyor; bir kelime, bir bakış ya da bir alışkanlık, insanın geçmişinden fırlayıp geliveriyor sayfalarda. Takıntılar gerçekten de ansızın çıkıyor karşımıza — tıpkı hayatta olduğu gibi. Kitap bittiğinde elimde sayfalar değil, kendimle yüzleştiğim anlar kaldı."
Ütüyü açık bıraktım mı?"
"Kapıyı kilitledim mi?"
"Çizgilere basmamam lazım."
"Soğuk su içti terli terli arkasına havlu koymazsam kesin hasta olur."
"Çok güldük, kesin ağlayacağız."
Örnekler farklı,duygular aynı. Kabul eden var,etmeyende ancak şu bir gerçek ki takıntılar ansızın çıkar karşımıza
Yazarın dili sade ama çok etkileyici. Yer yer gözlerim doldu, özellikle kitabın ithaf edildiği Gülşah’ın hikâyesini öğrendiğimde boğazım düğümlendi. Kitabı bitirdiğimde uzun süre öylece durdum. Sanki biraz çocuk, biraz hayvan, biraz da ağaç oldum bu yolculukta. Herkese tavsiye ederim, kalbinize dokunacak."