Tapınak, Katrine Engberg’in karanlık atmosferiyle yine insanı içine çeken, temposu zaman zaman yükselip düşse de merak duygusunu hep diri tutan bir polisiye olmuş. Hikâye, parçalanmış bir cesetle açılıyor ve bu sarsıcı başlangıç sizi direkt olayın içine çekiyor. Bir yanda Bornholm adasında kendi yaralarını sarmaya çalışan Jeppe, diğer yanda vakayı çözmeye çalışan Anette… İki farklı noktadan ilerleyen hikâyenin giderek birleşmesi oldukça sürükleyici.
Karakterler her zamanki gibi derin ve gerçekçi. Özellikle Jeppe’nin iç dünyası, kaçışı ve yeniden olayların içine çekilişi oldukça iyi yansıtılmış. Sadece bir cinayet çözümü değil, aynı zamanda yalnızlık, kayıp ve insanın kendiyle yüzleşmesi de hissediliyor. Ancak yer yer hikâyenin temposu biraz düşebiliyor ve bazı bölümler gereğinden uzun hissettirebiliyor. Buna rağmen final kısmı toparlayıcı ve tatmin edici.
Yazarın kalemine gelirsek; Engberg detayları ustaca işleyen, atmosfer kurmayı çok iyi bilen bir yazar. Mekân betimlemeleri ve karakter psikolojisi oldukça güçlü. Okurken sürekli “katil kim?” sorusunu sordurmayı başarıyor ve ters köşeleriyle şaşırtıyor. Ama hızlı akış sevenler için yer yer ağır gelebilir. Genel olarak bakarsam, polisiye severler için keyifli, biraz karanlık ama düşündüren bir okuma deneyimi diyebilirim.