''Artık var olmayan yıldızların haritasını '' okuyan'' bir gökbilimci; bir evin yapılacağı yeri kötü ruhlara karşı korunmak için '' okuyan '' kağıt oyuncusu; koreografın notlarını ''okuyan '' dansçı ve dansçının sahnedeki hareketlerini '" okuyan '' izleyici; örülmekte olan bir halının karmaşık desenini '' okuyan '' dokumacı; sayfanın üstünde birleştirilmiş birden çok nota dizinini '' okuyan '' org sanatçısı; bebeğin yüzünde neşe, şaşkınlık ya da korkunun belirtilerini '' okuyan '' ana baba; bir kaplumbağa kabuğundaki eski izleri '' okuyan '' Çinli falcı; gecenin içinde ve çarşafların altında, sevgilinin bedenini görmeden '' okuyan '' âşık; hastalarına akıl almaz rüyalarını '' okumaya'' yardım eden psikolog; elini suya daldırıp da okyanusun akıntılarını '' okuyan '' Hawaiili balıkçı; gökyüzünden hava durumunu ''okuyan '' çiftçi: Hepsi işaretleri çözebilme ve anlaşılır kılma eylemini kitap okuru ile paylaşıyorlar.''
''Matbaanın karşısına elektronik ekranı çıkartıyor, zamana ve mekana kök salmış kitaplıklar dolusu kağıdın yerine anındalık ve aşırılık gibi tescilli olumsuzlukları olan uçsuz bucaksız ağlar kuruyoruz.''