"- Hepsi güzel, fakat biz burada beş altı kişi oturmuşuz, yalnız memleketimizle, Padişahla, Ferit Paşa ile değil, bütün dünya ile uğraşıyoruz. Para yok, asker yok, top yok, tüfek yok, velhasıl bu savaşımızı destekliyecek elimizde bir kuvvet yok. Buna çare düşünelim.
Dedim. Paşa yine gülerek:
Azizim Mazhar Müfit bu senin dediklerinin hepsi olsa o zaman bu işi annem de görebilir. Marifet bu yokluk içinde muvaffak olmaktadır.
Paşa Hüsrev Sami Bey'le bana:
Birer kahve içeriz de öyle gidersiniz.
Diyordu. Bu:
Sabahlıyacaksınız..
Demenin müjdesiydi. Kaldık. Emirber Ali'ye emretti:
Ali bize birer şekerli kahve yap.
Ali:
- Paşam, şeker yok. Sade yapayım mı? Deyince
, Paşa, gülerek yüzüme baktı: Canım Mazhar Müfit niçin şeker aldırmıyorsun?
Dedi, ben de gülerek
Yarın inşallah aldırırım..
Dedim ve ilave ettim:
- Hele şimdi sade içelim..
Emirber Ali sade kahveleri pişirmek üzere odadan çıktıktan sonra, Paşa, mahzun mahzun gözlerini gözlerimde dolaştırarak :
Farkındayım. Yine züğürtledik..
“Yaşaması ve muzaffer olması gereken naçiz şahıslarımız değil, milli kurtuluşu temin edecek olan fikirlerdir.”
Dersim boğazından geçerken, Mustafa Kemal