savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye, zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın. nüks ederken raksına mahallenin maşallahı, eyvallahı, güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın.
En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı.
Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı?
Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.