Ancak kime âşık olacağımızı
her şeyden çok bilinçdışımız belirliyor.
Âşık olmak,
bir hayli mantıksız görûnebilen, öyle olması da gereken yoğun
bir duygusal ve fiziksel deneyim: Âşık olmamızı meziyetlerimizya da mantığımız sağlamıyor.
Her birimiz içimizde bir ideal taşırız. Olmayı istediğimiz ya da başka birinin bizim için olmasını istediğimiz. Bu ideal bizim erken yaşlarımıza kadar uzanır, hayatımızda bir şeyin eksikliğini hissettiğimiz o ana, başkalarının bize vermediği ya da bizzat bizim kendimize sunamadığımız.
Bu ideal yüce bir formda bile olabilir. İstediğimiz şey daha yaratıcı, asalet sahibi ya da incelikli, hiçbir zaman olmayı başaramadığımız ölçüde.
İdealimiz belki hayal kırıklığının içine gömülüdür ama, bu hayal kırıklığının altında gizlenir, kıvılcımlanmak için bekler.
Eğer başka bir insan bu ideale sahip gibi görünürse, ya da bunu kendi içinizde uyandırmaya muktedirse, aşık oluruz.
Rake ( baştançıkarıcı erkek arketipi) baştan çıkarmanın özünde kadını da yakan bir ateşle arzuyla yanar. Sonu cehennemin dibi olacaktır belki, ama onu çevreleyen alevler aslında onu bir kadın için daha çekici kılar.