Gözlerimden mutluluk yaşları dökülmeye başladı Yine.
junas bana yine takılmaya devam etti....
Senin şu gözlerinin musluklarını tamir etme zamanı gelmedi mi?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yatağın kenarına çöktüm ve hüngür hüngür ağlamaya başladım.yatağımdan aşağı indim ve sırtımı duvara verdim.koyverdim kendimi ,ağladım ,ağladım, ağladım.... Sonra yana Andreas geldi,hiç konuşmadan ellerimi tuttu. Elleriyle gözyaşlarımı sildikten sonra sarıldı bana. sarıldık birbirimize....
"İhtiyacı olan birine ha ?"
Diyebildim. Bunları bile Çakılla,nın verdiği parayla aldığımı bilmiyorlardı sanki.Belkide junas beni hala iyi maaşı olan banka müfettişi zannediyordu. Oysa hastalandığımda beni kapının önüne koyan yıllarca müfettişlik yaptığım bankaydı.
Birilerinin junas,a hayatın gerçeklerini anlatması lazımdı....
Junas ile andreas,ı ne çok özlediğimi fark ettim.. evde onlara tekrar sıkı sıkı sarılıp öptüm,ardından valizi açtık.
Junas kendi eşyalarını alıp odasına götürdü,
Andreas eşyalarını öylece orta yerde bırakıp yeniden bana sarıldı..kulağıma "Benim en büyük hediyem sensin!"
Dedi işte tek bu cümle için bile yasamalıydım, benim ihtiyaç duyduğum tek şeydi bu sözler... Çok duygulandım gözyaşlarına hakim olamadım iyi yürekli oğlum benim,İyiki onu doğurmuşum....
Garsonlar sırayla gelip anneme sarılıp hâl hatır soruyorlardı ve masamıza gelen hemen herkes anneme "Mama" diye hitap ediyordu... Anne_grethe,nin kulağına eğilip "Türkiye,de ne çok kardeşimiz varmış meğer" dedikten sonra ikimizde gülmeye başladık..:))