Serkan Dağlı

Serkan Dağlı
@Author17
Faşizm ile özgürlük arasında sıkışıp kalmış en büyük eylem gülümsemektir. Çünkü iki kavram arasında geçen mücadeledeki en etkili silah şüphesiz mizahtır. Serkan Dağlı
Unvan: Yazar
Ön lisans: T.C. Selçuk Üniversitesi / Konya Fakülte: Akören Ali Rıza Ercan MYO Bölüm: Muhasebe Ve Vergi Uygulamaları Lisans: T.C. Anadolu Üniversitesi / Eskişehir Fakülte: İşletme Fakültesi Bölüm: İşletme
İstanbul / Türkiye
Biga / Çanakkale
68 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
Turizm patlaması
Öğleden sonra Demokrasi Meydanı’ndaki Cumhuriyet Anıtı’nın tam karşısında yer alan yiyecek içecek satan büfelerin sol ve sağ tarafında boylu boyunca kilometrelerce uzayan Kültür ve Özgürlük Caddeleri her zamanki gibi çok kalabalıktı. İki Kıtalı Şehir sakinlerinin arasına karışmış Suudiler, İranlılar, Suriyeliler ve Afganlar gibi milletlerden oluşan turistlerin bazıları alışveriş yaparken, bazıları da Özgürlük Caddesi’nin tadını çıkarıyorlardı.
Sayfa 46 - İKİNCİ BÖLÜM BİLİNÇALTINDAKİ KÂBUS
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Keyifli sohbet
Masada dönen keyifli muhabbettin üzerine yüzlerdeki gülümsemeler ve kahkaha sesleri o kadar fazlaydı ki neredeyse kafede çalan müziğin sesini bile bastırmıştı. Hatta kafede bulunan birçok kişinin gözü Umut ve arkadaşlarının masasındaydı. Rahatsızlık duymaktan çok meraklı gözlerle onlara bakıyorlardı. Sarhoşluk veren içecekler dışında insanların yüzlerine yansıyan gülümseme ifadesi çok az görülen bir eylemdi. Şaşırtıcı gelmişti bu eylem insanların gözüne…
Sayfa 65 - Üçüncü bölüm - Büyük proje
Kitap Alıntısı
Hüzünlü veda..
Umut, pencere kenarındaki yatağında hareketsiz yatıyordu. Odada derin bir sessizlik vardı. Sadece Umut’u hayatta tutmaya çalışan makinelerden çıkan ses dışında başka bir ses işitilmiyordu. Bir anda sol elinin bir iki parmağı çok hafifçe hareket etmesinin ardından Umut yavaşça gözlerini açtığında bulanık bembeyaz boş bir duvar gördü. Gördüğü beyaz renkli duvar ara ara kararıyor ve aydınlanıyordu. Karanlık ve aydınlık arasındaki bulanık görüntülerin ortasında haftalar önce gördüğü rüyayı anımsadı. Rüyasında gördüğü tüm karakterler gözlerinin önünde hareket ediyor gibiydi. Bilge Karga, Alaca Kedi, Çoban kopeği ve diğer tüm hayvanların görüntüsü gözünün önündeydi. Sonra bir anda her şey karardı ve Umut'un göz kapakları ağır ağır kapanmaya başladı. Hastane danışmanı kadından Umut'un odasını öğrenen arkadaşları hemen asansöre koştu. Asansöre bindiklerinde Yasemin beşinci katın düğmesine bastı ve asansörden iner inmez hızla hastane koridorlarındaki oda numaralarına bakarak yürüyorlardı. Otuz sekiz numaralı odanın önüne geldiklerinde odanın boş olduğunu gördüler. Dakikalar önce Umut Yarımada Cumhuriyeti’ni terk etmişti...
Sayfa 200 - Altıncı bölüm - Özgürlüğe Veda...
Kitap Alıntısı
Otuz Dördüncü karakol
Polislerin gözetiminde Özgür odanın bir köşesinde ayakta yaklaşık yarım saat durarak beklemesinin ardından odaya polislerin amiri girdi. Amir, polislere yönelerek sert bir tavırla, “Bu o mu?” diye sordu. “Evet!” dedi içlerinden biri! “Demek hayalet lakaplı teröristlerin başındaki herif bu! Büyük Önder’e karşı halkı örgütleyen şerefsiz bu öyle mi?” diyerek hızla Özgür’e yöneldi ve tüm öfkesiyle yumruğunu suratına yapıştığında dudağı ve burnu kanlar içinde kalan Özgür yere yığılmıştı. Hırsını alamayan amir, acı içinde yerde yatan Özgür’ün karnına arka arkaya iki tane tekme savurdu. Daha sonra polislerin yanına giderek alaycı bir gülümsemeyle şöyle dedi: “Oğlum, kameralar kapalıydı değil mi?” İçlerinden biri, “Evet amirim.” dedi. Amir, pis pis gülümseyerek “Aferin, aferin! Çocuklar, siz bu işi iyi biliyorsunuz.” dedi. Bu sırada acı içinde yerde kıvranan Özgür bu kısa konuşmayı duyunca göz ucuyla polislere baktı ve alçak sesle şöyle mırıldandı: “Demek söylenenler doğruymuş.” Daha sonra amir, polislere dönerek “Gözümün önünden uzak-laştırın şu pisliği!” dedi. Polisler hakaretlerle Özgür'ü kollarından yakalayarak hızla yer-den kaldırdı ve yorgun bedeni odadan dışarı sürükledi. Soğuk, dar ve rutubet kokan koridorda belirsizliğe doğru sürüklenen Özgür'ün ardından gelen tek şey yüzünden damlayan kan izleriydi.
Sayfa 198 - YEDİNCİ BÖLÜM ÖZGÜRLÜĞE VEDA
Kitap Alıntısı
Komünizm....
Elbette komünizm fikri güzel bir düş de olsa ne bu dünyada ne de öbür dünya da uygulanabilirliği mümkün gözükmüyor. Düşünsenize… İnsanlar bu dünya da eşit olmadığı gibi öbür dünya da eşit olmayacak. Çünkü öbür dünya da insanlar davranışlarına göre cennetin ya da cehennemin kademelerine göre sınıflandırılarak iki seçenekten birine öylece gidecek; yani komünizmin öbür dünya da bile söz konusu olmadığı görünüyor.
Sayfa 403 - Özgür Düşüncelerin İçinde Hayaller ve Gerçekler
Kitap Alıntısı